Pazartesi’nin Suçu Ne?

18-Kas-15 14:47 Yazar :  

Malum yaz mevsimindeyiz ve izinler çoktan alındı, hatta tatiller yapılmaya başlandı bile. Bu vesileyle, birçok kişinin sosyal medya hesaplarında tatil fotografları ile birlikte iş hayatına göndermeler yaptıkları mesajları okumak mümkün. Hele bir de, tatil pazartesi gününe denk geliyorsa siz o zaman görün mesajları: “Sendromsuz pazartesi.. “

Pazartesinin suçu ne?!

Malum yaz mevsimindeyiz ve izinler çoktan alındı, hatta tatiller yapılmaya başlandı bile. Bu vesileyle, birçok kişinin sosyal medya hesaplarında tatil fotografları ile birlikte iş hayatına göndermeler yaptıkları mesajları okumak mümkün. Hele bir de, tatil pazartesi gününe denk geliyorsa siz o zaman görün mesajları: “Sendromsuz pazartesi.. “, “Her pazartesi böyle olsa keşke! “, “Bugün pazartesi mi yoksa hiç fark etmemişim..” Tatilde sevilen pazartesiye ne oluyor da biz çalışırken sendromlu bir güne dönüşüyor? Burda sizce de pazartesi mi suçlu?

Pazartesi günleri uzun süredir kabusum olmaya başladı. Yıllar önce okul çağlarında olduğu gibi pazar akşamından bir sıkıntı kaplıyor içimi. Zaten pazartesi sabahı oldu mu da bir türlü uyanamıyorum. İşe giderken ayaklarım geri geri gidiyor. Hiç bir umudum yok. Yine yeni bir haftaya başladım ama ne için diye düşünüyorum kendi kendime. Niye bu hale geldiğimi de tam olarak çözemiyorum. Bir yerlerden başlamam lazım ama nerden?!Rumuz: Umutsuz

Kendi kendimize verdiğimiz en büyük zarar hayatımızda değiştirebileceğimiz ama değiştirmediğimiz şeyler ile ilgili olarak hiç bir şey yapmamak ve daha da kötüsü bunların değişebileceğine inancımızın olmamasıdır. Hayatımıza varolan şeyler bizi artık mutlu etmiyordur ama biz bunları değiştirmekten imtina ediyoruzdur ve sonunda da suçu hep başka şeylere atıyoruzdur, tıpkı pazartesiye olduğu gibi..

Şimdi sizden mevcut işinize başladığınız ilk günü düşünmenizi istiyorum. Muhtemelen bir pazartesiydi öyle değil mi? İçinizde büyük bir heyecan ve mutlulukla uyandığınız, biraz zor ama aynı zamanda yeni şeyler öğrendiğiniz, yeni iş arkadaşlarınızı, yöneticinizi ve şirketinizi tanıdığınız ilk gündü, o pazartesi. Peki bu pazartesi ile ne farkı vardı? O gün, sizi bugün mutsuz eden şeyler yoktu öyle değil mi? İş arkadaşlarınız ve yöneticiniz ile ilgili bugün sahip olduğunuz yargılara sahip değildiniz değil mi? Peki değişen ne?

Hayatta herşey bizim algıladığımızdan ibarettir. Aynı şarkı bizi hüzünlendirirken bir başkasını mutlu edebilir. Aynı söz bizi üzerken bir başkasını sevindirebilir. İş hayatında da bu böyledir. Bir iş arkadaşımız bize sinir bozucu gelirken, bir başkasına çalışılması son derece keyifli biri gelebilir. Tabii ki bugünkü şartlar, o sizin ilk işe başladığınız pazartesiden farklı olabilir. Ama aslında bu denklemdeki en büyük değişim sizin algılarınızdır. Defterin kapağını açtığınızda o günkü kadar beyaz bir sayfa değildir bugün gördüğünüz..

İşte bu yüzden kendime de hep söylediğim gibi, hayatımız ile ilgili herşey bizim elinizde. Biz; hayatımızı, kendimizi, işimizi, eşimizi, yöneticimizi ve pazartesi günlerini nasıl algılamak istiyorsak, öyle. Ve biz bugün hayatımızdaki herşeyi değiştirebilme gücüne sahibiz, kabul etsek de etmesek de. Çünkü; her yeni gün bizim için, hayatımızı daha mutlu kılmak için bir şans. Şimdi seçim sizin.. Önümüzdeki pazartesiyi tıpkı bugüne kadar olduğu gibi sendromlu yaşamayı da seçebilirsiniz yada her yeni güne pazartesi olsun olmasın aldırmadan sadece algılarınızı değiştirip umutla ve mutlulukla başlayabilirsiniz.. Seçim ise yine sadece size kalmış..

Müjde Özenen

Yorum Yaz

Gönder