“Mutlululuğu ne kadar erteleyebiliriz sizce?”

18-Kas-15 14:58 Yazar :  

Aslında çok iyi bildiğimiz ama hayatın telaşı içinde hatırlamakta zorlandığımız bazı gerçekler vardır. Bunlara bir sürü örnek verebiliriz. Fakat bence içlerinde en önemlisi ve her gün hatırlamamız gerekeni; hayatın aslında bir saniyesini bile mutsuz geçiremeyecek kadar kısa olduğudur..

Aslında çok iyi bildiğimiz ama hayatın telaşı içinde hatırlamakta zorlandığımız bazı gerçekler vardır. Bunlara bir sürü örnek verebiliriz. Fakat bence içlerinde en önemlisi ve her gün hatırlamamız gerekeni; hayatın aslında bir saniyesini bile mutsuz geçiremeyecek kadar kısa olduğudur.. Peki biz ne yaparız; hayatımızdaki bazı şeylerden memnun değilizdir, işimizden mutsuzuzdur, eşimizden mutsuzuzdur yada belki de sadece mutlu değilizdir, ki bu da yeter, ve o çok kıymetli hayatımızın kıymetli anlarını sanki çok varmışçasına harcar dururuz.. İşte bazen birinin yada hayatın kendisinin kulağımıza bazı şeyleri fısıldaması gerekir..

“..Şu anki durumumu tek kelimeyle özetlemem gerekirse; mutsuzum. Yaptığım hiç bir şey artık bana keyif vermiyor. Her gün mecbur olduğum için işe gidip geliyorum ama orda da mutsuzum. Aslında işimi ve şirketimi seviyorum. Ama yöneticim ile büyük problemlerimiz var, kesinlikle anlaşamıyoruz ve bu beni çok mutsuz ediyor. Hayatımın tamamına bu mutsuzluk hali yayılmış durumda ve en kötüsü ben sanırım bu duruma alıştım..” Rumuz: Mutsuz

Hep söylerim; günümüzde artık iş ve özel hayat diye bir ayrım bana sorarsanız kalmadı. Günün en az sekiz saatini işimizde geçirdiğimizi ve diğer zamanlarda da teknoloji sağolsun her an ulaşılabilir ve işle ilgili e-posta alma lüksümüz olduğunu düşünürsek, böyle bir ayrıma gitmek çok da doğru olmaz sanırım. Hal böyle olunca da işimizde mutlu olmamızın hayatımızın bütününde mutlu olmamızda çok önemli bir yeri var. Aksi gibi, çevreme baktığımda ise; yaptığı işten, çalıştığı şirketten, aldığı maaştan, ekip arkadaşlarından ve/veya yöneticisinden memnun olmayan dolayısıyla da hayatından memnun olmayan, şikayet eden ve dolayısıyla da mutsuz bir sürü kişi var. Belki bunlardan biri de sizsinizdir. Ne dersiniz?

Yemek gibi, su gibi bize yaşamsal olarak gereken doğal ihtiyaçları bir süre erteleyebiliriz öyle değil mi? Evet belki karnımız her acıktığında yemek yiyemeyebiliriz ama eninde sonunda hayatımızı sürdürebilmek için gerekli olan enerjiyi üretebilmek için bir fırsatını bulur ve bir şeyler yeriz. Peki ya mutlu olmak? Mutlu olmadan ne kadar süre yaşayabiliriz?

Çok kısa da olsa, anlık da olsa mutlu olmak insanın temel yaşamsal ihtiyaçlarından biridir bana sorarsanız. Ama nedense en çok mutlu olmayı erteleriz. Evet mutsuz olduğumuzu biliriz, bu durumdan şikayet ederiz ama mutlu olmamız şart değilmiş gibi davranırız çoğu zaman. “Yuvarlanıp gidiyoruz işte” deriz. Mutlu olmak için adım atmaktan çoğu zaman çekiniriz. Kendi mutluluğumuz adına bazı şeyleri değiştirmek en çok bize zor gelir. Erteleriz.. Erteleriz.. Oysa ne büyük haksızlık ederiz kendimize ve hayatımıza. Yemek yemekten vazgeçersek hayatta kalamayız öyle değil mi? Peki mutlu olmaktan vazgeçerek nasıl hayatta kalmayı umut ederiz? Ve gerçek olan tek şey yaşadığımız şu anken, şu anımızda mutsuz olmayı nasıl kabullenebiliriz? Mutluluğu ne kadar süreyle erteleyebiliriz? Kim yarın hayatta olacağını garanti edebilir ki?!

Şimdi kulağına fısıldıyorum.. Şu an var.. Yarın aslında yok. Ve sen mutlu olmak için şu an harekete geçmelisin.. Sen ve hayatın çok değerlisiniz. Ve bil ki, ne kadar uzun yaşarsan yaşa hayat sandığından çok ama çok daha kısa..

***

İşinizde mutlu değil misiniz? İş hayatı ile ilgili öğrenmek istedikleriniz mi var? Ya da sadece fikirlerinizi paylaşmak mı istiyorsunuz? Öyleyse e-postalarınızı aşağıdaki adreslerden birine mutlaka bekliyorum.

isimlemutluyum@mujdeozenen.com

diyelim@isimlemutluyum.com

Yorum Yaz

Gönder