İK Bloggerı İle İşe Alım Görüşmesi Deneyimi

16-Ara-15 20:59 Yazar :  

Evet doğru. İK Bloggerı ile iş görüşmesi yaptım. İşe alımcının iş görüşmesi.

İşe alımcı… Aslında bu ifadeyi pek sevmiyorum. İnsan Kaynakları profesyoneli dururken işe alımcı da ne ola? İK cılar bilir; özellikle danışmanlık işi yapanlar işe alımcı, mülakatçı, görüşmeci gibi tabirleri kullanmaya bayılır. Nerede bir seminer, konferans olsa; efendim şimdi adayların mülakatta heyecanı normaldir, adaylarda şunlara bakarım şöyle elerim şöyle dokurum methiyelerini dizer, görüşme odası şu atmosferde olmalı, şu kadarlık açılarla oturulmalı gibi bir yığın uygulanmayan kural saydırırlar. Daha birkaç gün önce işe alım ve mülakat süreci hakkında sosyal medyadan bir konuşmaya denk geldim. Beyindeki amigdala bölgesinden başlayarak mülakat sürecinin nasıl geliştiği, hem aday hem de insan kaynakları profesyoneli açısından dinleyicilerle paylaşılıyordu. Hadi insan kaynakları ile alakası olmayan, merak eden öğrenmek isteyen bir dinleyici kitlesine buna benzer akademik yaklaşımlarla İK’yı anlatmayı anlıyorum. Ama senelerdir Türkiye’de İnsan Kaynakları işini yapmaya, uygulamaları gerçekleştirmeye, yöneticilere laf anlatmaya çalışan hatta bazı bilindik(büyük?)firmalarda bile öncelikle çalışanların sigortalarını yaptırmaya ikna etmeye çalışan İK’cılara bu ağzı satmayı hakikaten komik buluyorum. Neymiş efendim stres mülakatı yapılırmış? Türkiye’de yapılandırılmış olarak stres mülakatı yapan 1 şirket duyanınız var mı? Buradaki uygulama daha çok adaya kendiliğinden ve naturel olarak çektrilen eziyetin veya patavatsızlıkların lafa geldiğinde biz aslında sizi özellikle 4,5 saat beklettik ki bakalım kızıyo musunuz şeklindeki tezahürü. hadi canım sende..!

Bundan tam 1 yıl önce,(yine ramazan ayıydı) uluslararası bir şirketin Talent Acquisition Manager pozisyonu için veritabanından bana ulaşan en bilindik işe alım danışmanlık şirketlerinden biri ile görüşmeye gittim. Telefon görüşmesi tam bir facia olmasına rağmen danışmanlık şirketinin ismi nedeniyle bir de “sektör küçük nezaketsizlik yapmayalım yarın öbür gün laf söz olur” düşüncesiyle Levent’teki ofislerine intikal ettim. Benimle görüşmek için gelen genç ve tecrübesiz arkadaş ile yarım saati aşkın sohbet ettik. Sohbet ettik diyorum çünkü yaptığımız konuşmanın iş görüşmesi ile uzaktan yakından alakası yoktu. Şöyle düşünün; yaptığımız sohbette görüşmecinin ne kadar maaş aldığını ve kaç aydır bu işi yaptığını öğrenme fırsatım oldu. İK camiasında son derece bilinen bu danışmanlık şirketi neredeyse asgari ücret maaş ile 6 aylık görüşme tecrübesi olan, daha önce müşteri temsilcisi olarak çalışmış bu genç arkadaşa Talent Acquisition Manager pozisyonunu emanet etmişti. (Bu arada bilmeyenler için söyleyeyim bizatihi 2003 yılından beri İnsan Kaynakları alanında çalışıyorum) Özellikle mesleğe yeni başlayan bu işi gönülden yapmak isteyen, araştıran soran soruşturan genç meslektaşlarımı her platformda fazlasıyla destekliyorum hatta kendi ekibimi de bu konuda teşvik etmeye çalışıyorum. Ama son yıllarda iş görüşmesi işinin bu kadar hafife alınmasına da doğrusu çok üzülüyorum. Zira iş yükünüz nedeniyle çok daha profesyonel olarak bu işi yapacağına inandığınız ve işe alım yükünüzü kısmen veya tamemen devrettiğiniz İK firmalarının bu halleri, insan kaynaklarının marka değerini de düşürüyor.

Geçenlerde görüşme yaptığım bu kişiyi tesadüfen sosyal medyada gördüm. İnsan kaynakları bloggerı olarak sosyal alemlerde kendine yer edinmiş. Bloğuna baktım uhuuuuu…. işveren markasından tut da görüşme nasıl yapılır? stres mülakatında nelere dikkat edilir? adaylar ona gelmeden nelere dikkat etmeli gibi saolsun bir bir sıralamış. Yani sorsanız yeni kurulacak hükümette sosyal güvenlik bakanı olabilecek seviyede. Yaşayacaklarını yaşamış artık bu deneyimlerini biz değerli takipçileriyle paylaşıyor..:)

Üzüleyim mi sevineyim mi bilemedim..?

Not: takip edeni takip ederim.

Sevgiyle Kalın

Yorum Yaz

Gönder