Kurumsallaşsak da mı saklasak kurumsallaşmasak da mı..?

26-Oca-16 11:43 Yazar :  

Kurumsallaşma üzerine...

Ali çalıştığı firma ile ilgili "biz çok kurumsal bir firmayız" der övünür, yeni mezun Zeynep kurumsal bir firmada çalışmanın hayalini kurar, Mehmet’in firması kurumsallaşmak için Amerikalı rakipten yönetici transfer etmiştir, Ayşe mevcut firmasını yeterince kurumsal bulmadığı için ayrılmak istemektedir.. Vesaire vesaire.. Örnekler saymakla bitmez.. Çünkü günümüzde bir kurumsallaşmadır almış başını gitmekte. Peki bu kurumsallaşma nedir? Ne değildir? Bir sonu var mıdır? Çalışan olarak kurumsallaşmaya biz nasıl adapte oluruz? Peki şirket oldu da, çalışan olarak bizim de mi kurumsal olmamız gerekir?

.. İş yaşamının zorluğunu ve özveri gerektirdiğini hiç birimiz inkar edemeyiz. Bir senedir kurumsallaşmak isteyen bunun için de önemli adımlar atan bir firmadayım. Özellikle son iki ayda, firmamın kurumsallaşma üzerine hedeflediği politikalara güvenimin kalmadığını ve işe her sabah daha isteksiz olarak geldiğimi fark ediyorum. Bu his beni oldukça üzüyor çünkü hiç bir zaman ben bu olmadım. İki ay öncesine kadar aidiyet duygumun maksimum düzeylerde olduğu ve işimi geliştirmek için çeşitli projeler ürettiğim bir dönemden böyle bir duraklama dönemine beklenmedik geçişim neden mi? Firmamız çok küçük bir yapıdan bir anda "haydi kurumsallaşalım ve büyüyelim" fikri ile yola çıkmış, kısa zamanda bu amaç için çok ciddi adımlar atmış durumda. Fakat, firma bünyesinde, ufak ve daha ailevi bir yapıdan gelmiş olmanın sonucu olarak, yetki sahibi birden fazla kişi bulunuyor. Bu durum sebebiyle, kurumsallaşmanın dezavantajlı noktaları avantajlı noktalarını maalesef bastırır hale geldi desem yeridir. Birçok konuda, kimsenin "ünvanını" çiğnemeden, kiminle fikir paylaşacağınıza, kime öneri getireceğinize karar veremeyecek konuma gelebiliyorsunuz. Böylece, belki de iyi bir planlama sonrası yüksek getirisi olabilecek fikirler yarı yolda eriyip yok olabiliyor ya da mevcut fikrin sonucu iyi değerlendirilmeden o konu hakkında yetkin olmayan biri tarafından onay verildiği için olumsuz sonuçlarla karşılaşılabiliyor. Bir başka konu ise eski yapıdan gelmeyen çalışanlara güven duymakta zorlanıp "nasıl olsa gidecek" gözüyle bakılması ve o kişilerin etiketlenmesi. Dolayısıyla profesyonel bakışı açısından uzak kalınarak yetenekler rahatça eleniyorlar.. Ben bu durumda ne yapmalıyım hiç bir fikrim yok?! 

Rumuz: Kurumsal zede

 

Birçok işe olduğu gibi, kurumsallaşma işine de şirketlerin ve şirketleri oluşturan yönetici ve çalışanların yaşayan bir süreç olarak bakmaları gerekir. Çünkü kurumsallaşma; öyle bir tane yönetici transfer ederek, yada ²biz kurumsallaştık hadi bitti sırada ne var?² diyerek olacak bir iş değildir. Bir başlangıcı vardır elbette, ama bir sonu kesinlikle yoktur, asla durağan değildir ve sürekliliği çok önemlidir. Her yeni gelen yönetici veya çalışan ile oluşumuna, bazen de değişimine devam eder. Bir başlangıcı vardır elbet dedim ve işte o başlangıç çok ama çok önemlidir. İşin en başında, iyi bir planlama yapılmadığı sürece bir şeyler hep eğri büğrü gider. Tıpkı yukarıdaki örnekteki gibi. Ve sonradan çok ama çok zor yerine oturur. O nedenle harekete geçmeden önce süreç masaya yatırılmalı, ihtiyaçlar ve yapılması gerekenler bir bir belirlenmeli, bu yapılacaklardan kimlerin sorumlu olacağı netleştirilmelidir. Burada en kritik nokta, yetki sahiplerinin ve bunların sınırlarının çok iyi belirlenmesidir. Kimse, tabii ki yetkisini bırakmak istemez. Ama hem pastam dursun hem karnım doysun maalesef hiç işlemeyen bir mantıktır. İşin içinde; patron, yönetim kurulu başkanı veya CEO, adına ne derseniz artık, elbette olmalıdır. Ama hem sponsor, hem destekleyen, hem de uygulayan rolü ile. Yani yeri geldiğinde, o da kurumsallaşma sürecindeki kurallara uymalıdır ki, orada gerçek bir kurumsallaşmadan bahsedilebilsin. Daha net olmak adına küçük bir örnek verelim. İşe alım sürecinin etik, herkes açısından eşit ve İnsan Kaynakları departmanının yönetiminde ilerlemesi kurumsallaşma adına önemli göstergelerden biridir. Buna istisnasız her yöneticinin bu şekilde uyması gerekir. Ama herhangi bir kademedeki yönetici ki, buna en tepe yönetici/patron da dahil, buna uymaz ve İnsan Kaynakları Departmanına bir özgeçmiş ile gelerek ²bu kişinin derhal işe girişini yapmanızı istiyorum² derse, işte orada kurumsallaşma büyük bir sekteye uğrar.

 

Kurumsallaşma süreci nasıl yönetilir?

 

Dedim ya kurumsallaşma bir süreçtir diye. O nedenle de her alanda birden bire bir kurumsallaşmaya gitmek çok doğru olmaz. Süreç tüm çalışanların dahil olacağı ve benimseyeceği şekilde ne çok hızlı ne de çok yavaş olmalıdır. Birden bire ve çok hızlı yaparsanız kimse ne olduğunu anlamaz ve içselleştirmeden sadece kurallara uymaya çalışır. Bu durumda da gerçek bir kurumsallık maalesef çok kolay olmaz. Yeni işe başlayan çalışanlar, değişime diğerlerine göre daha razı olduklarından, daha çabuk adapte olurken eski çalışanlar direnç gösterir. Böylece tıpkı yukarıdaki örnekteki gibi kutuplaşmalar, etiketlemeler ve daha neler neler olur, tahmin bile edemezsiniz. İşte bu yüzden, kurumsallaşma sabır işidir. Hem çalışanların hem de şirketin kurumsallaşırken sabırlı olması, yapılan ufak da olsa değişimleri fark etmesi ve takdir etmesi gerekir.

 

Şöyle bir düşünün, şirket dediğimiz şey içinde çalışanlar olmadıkça nedir ki?! Bir bina ve içindeki demirbaşlar mı?! İşte bu sebeple, kurumsallaşmayı gerçekleştirecek ve yaşatacaklar da çalışanlardır. Özellikle yöneticilere burada çok büyük görev düşer. Tek bir yöneticinin bile kurumsallaşma adına yapılması gerekenlere uymadığı bir şirkette, kurumsallaşmadan söz dahi edilemez. Çalışanların da kurumsallığın en büyük göstergelerinden biri olan bireye bağlı çalışma stilini bırakmaları, kurumsal bakış açısı ile iş yapmaları, sorumluluklarını yerine getirmeleri, yetki almaktan kaçınmamaları ve böyle bir yönetim tarzı talep etmeleri gerekir. Yöneticiniz hedef vermedi mi? Performans değerlendirme görüşmenizi bir türlü gerçekleştiremediniz mi? İşinizi geliştireceğiniz bir fikriniz var ve bunu söylemek için bile yöneticinizden görüşme randevusu alamadınız mı? Bunlar asla işinize gelmesin. Talep edin, dile getireceğiniz uygun platformalar keşfedin, isteyin ve almak için her yolu deneyin. Hala işin bir parçası olduğunu hissediyor musun, o halde kolları sıvamanın vakti.. Unutma ki; değişime önce kendinden başlamazsan değişimi sadece hayal etmekle kalırsın..

 

Müjde Özenen

İnsan Kaynakları Danışmanı

 

 

***

İşinizde mutlu değil misiniz? İş hayatı ile ilgili öğrenmek istedikleriniz mi var? Yada sadece fikirlerinizi paylaşmak mı istiyorsunuz? Öyleyse e-postalarınızı aşağıdaki adreslerden birine mutlaka bekliyorum. 

isimlemutluyum@mujdeozenen.com

diyelim@isimlemutluyum.com

 

Yorum Yaz

Gönder