Niye mi yönetemiyoruz?

08-Şub-16 17:29 Yazar :  

Herkes bir şekilde bir şeyleri yönetmeye çalışıyor ama bir türlü yönetemiyor. Peki niye mi yönetemiyoruz?

Herkes bir şekilde bir şeyleri yönetmeye çalışıyor ama bir türlü yönetemiyor. Yöneticiler şirketleri; çalışanlar işlerini ve bazen de yöneticilerini; politikacılar devlet işlerini; kadınlar erkeklerle, erkekler de kadınlarla ilişkilerini; anneler ve babalar çocuklarını; çocuklar anne babalarını; işiniz, aileniz, yönetecek bir devletiniz de mi yok..? O zaman en azından çevrenizle ilişkilerinizi ve zamanınızı yönetiyor yada yönetemiyorsunuz. Peki niye mi yönetemiyoruz?

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; hepimiz bir şekilde bir şeyleri yönetmek zorundayız o nedenle bu yazı neyi, nasıl yönettiğiniz veya yönetemediğinizden bağımsız olarak hepimiz için. Bir de altını çizerek vurgulamak gerekir ki; herkes çok iyi bir yönetici olamayabilir. Çünkü çok iyi bir yönetici olmak için, doğuştan gelen veya bazen, aslında çok nadiren de olsa, yaşanılan deneyimlerle sonradan edinilebilen, liderlik özelliğini de barındırmak gerekebilir. Fakat, liderlik özelliğinizin olmaması sizin yönetemeyeceğiniz ya da iyi bir yönetici olamayacağınız anlamına gelmez. Çünkü yöneticilik kesinlikle öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir yetkinliktir ve her işe olduğu gibi bu işe de baş koyarsanız yöneticiyi geçtim, iyi bir yönetici olmamanız için hiç bir sebep yoktur. İyi de madem bu iş öğrenilebiliyor ve geliştirilebiliyor, niye yönetemiyoruz derseniz, işte niye yönetemediğimizin sebepleri..

Yöneticilik, ister ailenizi, ister işinizi, ister ilişkinizi yönetin, profesyonel bir iştir. Bu ne demek? Rolünüze uygun olarak birini veya bir durumu yönetmeniz için gerekenler her ne ise; bilgi, araç, teknik, bunları tespit edip bir plan ve süreklilik dahilinde geribildirimler ile aksiyon almanız gerekir. Oysa biz ne yaparız; yönetim işine gereken emeği vermeden, üzerine düşünmeye bile gerek duymadan yönetmeyi bekleriz. Sonuç da, haliyle yönetememek olur. Olaya şöyle basit bir örnekle bakalım. Diyelim ki; bir yemek yapacaksınız. Önce o yemeğin genel olarak nasıl yapılacağına bakmanız gerekir ki, ihtiyacınız olan tüm malzemeler siz de var mı kontrol edebilesiniz. Sonra eksikleriniz varsa eksiklerinizi tamamlar ve tek tek aşamaları uygulamaya başlarsınız. Peki bununla biter mi tabii ki hayır. Çünkü bir kere yapmanız çoğu zaman o yemeği yapmayı öğrendiğiniz anlamına gelmez. Birkaç kere daha yapmanız gerekir. Bir de üstüne, yaptığınız yemeğin nasıl olduğuna dair yemeğinizi yiyenlerden geri bildirim alırsınız ki; tuzu mu eksik, yağı mı fazla, bir dahakinde tekrarlamayın. Tabii ki, işin için de biraz doğaçlama da vardır. Çok yakışacağını düşündüğünüz bir baharatı tarifinde yazmasa da ekleyebilirsiniz ama hadi başlayalım da bir şekilde yaparız ile yola çıkarsanız mutlaka bir şeyler eksik olur ve siz yolda kalırsınız.

Profesyonel bir iş olarak bakmanın dışında, yöneticiliğe bir de belirli aralıklarla rolümüzden bağımsız bakmak ve ona göre yönetim şeklimizi tekrar gözden geçirmemiz gerekir. Bu ne demek derseniz, insan duygusal ve ihtiyaçları olan bir varlık olduğundan, hayattaki birçok şeyi aslında büyük çoğunlukla duyguları ve ihtiyaçları ile yönetir. İşte bu sebeple arada bir rolümüzden çıkarak ‘mümkün olduğunca’ mantığımız ile ve ihtiyaçlarımızdan bağımsız olarak tekrar değerlendirme yapmamız gerekir. Bunu da bir örnekle açıklayalım;

Anne ya da baba olduğumuzu ve çocuğumuz ile ilişkimizi yönetmeye çalıştığımızı düşünelim. Eğer sadece anne ya da baba olarak bu ilişkiyi yönetmeye çalışırsak işin içine duygusal faktörler ve onlar tarafından sevilme ve sayılma ihtiyacımız gireceğinden, gerçekleri göremeyebilir, bazı çok önemli detayları kaçırarak çok da doğru olmayan yöntemler seçebiliriz. Ya da bazı konuşulması gereken konuları konuşmayabilir, fazla korumacı ve sahiplenici yaklaşıp tam bir yönetememezlik örneği sergileyebiliriz.

 Politikacılar neden mi devlet işlerini yönetemez? Çünkü; kendi rollerine ve kendi rollerinden kaynaklı ihtiyaçlarına o kadar odaklanırlar ki, yönetmeleri için gerekli olanları göremezler bile. Olaya ne kadar profesyonel baktıkları da birbirleri ile iletişim için seçtikleri tekniklerden zaten belli değil mi?

Yöneticiler neden mi şirketleri yönetemez? Çünkü; kendilerini yönetici rolüne öyle kaptırmışlardır ki, yönetmenin sadece bu rolü almak olduğunu sanırlar. Kararlarını, şirketin ve şirketteki her bir çalışanın geleceği için değil de, kendi başarılarını ve mevkilerini nasıl göstereceklerini düşünerek alırlar. Profesyonel bakmak mı? Onlar zaten profesyonelliğin ötesindedirler artık. İşte bu yüzden, yönetmeleri için gereken bilgileri toplamak yerine ulaşılamaz olmayı daha tercih ederler. Yönetmek için gereken teknik ise çoğusu için dinlemektense, kendini ve sözünü dinletmek değil midir? Geribildirim mi demiştim bir de? O nedir ki? Kim onlara geribildirim verecek seviyede allah aşkına?!

Kadınlar erkelerle, erkekler de kadınlarla olan ilişkilerini neden mi yönetemez? Kadın ya da erkek olmaya, bir de hep haklı olmaya o kadar takılmışlardır ki, çoğu zaman gerçeklerle yüzleşmek bir yana gerçekliklerini bile kaybederler. Karşımızdakini tanımak mı? Ne gerek var? Hem niye biz onu tanıyacakmışız, o bizi tanısın? Hem o bizim kim olduğumuzu biliyor mu?!

Okuduğunuz üzere, kim olursak olalım, hangi rolde olursak, neyi yönetmeye çalışıyorsak artık, yönetememezlik örnekleri saymakla bitmez. Sebepleri ise biraz düşününce ve kendimize dürüst olunca apaçık ortada değil mi? Peki siz şimdi hala niye yönetemiyoruz diye soruyor musunuz?

 

Müjde Özenen

İnsan Kaynakları Danışmanı

 

 

***

 

İşinizde mutlu değil misiniz? İş hayatı ile ilgili öğrenmek istedikleriniz mi var? Ya da sadece fikirlerinizi paylaşmak mı istiyorsunuz? Öyleyse e-postalarınızı aşağıdaki adreslerden birine mutlaka bekliyorum.

 

isimlemutluyum@mujdeozenen.com

diyelim@isimlemutluyum.com

Yorum Yaz

Gönder