All we need is..

08-Mar-16 17:02 Yazar :  

Çalışan bağlılığı ve iletişim üzerine...

Yeni nesil bizi anlamıyor.. Yeni nesil aceleci.. Yeni nesil her şey hemen bir an önce olsun istiyor... Yeni nesil sorumluluk almak, yönetmek istiyor... 

Yeni nesilden kimi kastettiğimi siz anladınız; Evet meşhur Y kuşağı. Doğru. Yeni nesil aceleci, yönetilmesi zor isyankar. Ama fakat lakin bütün bu davranış biçimleri karşısında biz insan kaynakları departmanları olarak onlara yönelik ne gibi yenilikçi uygulamalar geliştiriyoruz? X kuşağı yöneticilerimizi bu konuda yetiştiriyor muyuz? Dahası Y kuşağı çalışanlarımızın şikayetlerinde onların yanında durabiliyor muyuz? Yapılan araştırmalar (hadi onları boşverin birçoğu Türkiye'de bile yapılmıyor) gözlemlerim, gençlerin iş yerlerinden büyük ölçüde baskıcı ve başarıyı takdir etmeyen yöneticiler nedeniyle ayrıldığını gösteriyor. İş görüşmesine gelen işini değiştirmek isteyenlerin en büyük şikayeti hep bu yönde. Hatta adaylar bazen bir başka şirketteki kötü(?) yöneticiyi bırakıp yeni şirkette belki de daha kötüsü ile karşılaşmanın riskini dahi alıyor. Zaten bunun için araştırma yapmaya da gerek yok. İş görüşmelerine girip çıkan tüm İK'cılar adaylarda bu şikayetlerin olduğunu ben söyleyene kadar çooktaan gözlemlemişlerdir.

Çalışan şirketi değil yöneticiyi terkeder konusu insan kaynakları toplantılarında da uzun uzun konuşuldu ama bir insan kaynakları çalışanı olarak, bu konunun İK'nın birçok temel fonksiyonundan bile önde olduğunu, insan kaynakları departmanı olarak insanların birbirleriyle ilişkilerini doğrudan etkileyecek kural ve kaideler geliştirmemiz gerektiğine inananlardanım. Üstelik iyi haber de şu; bunları yaparken bütçeye de ihtiyacımız yok..! Buradan kastettiğim başarılı çalışanı tatile göndermek, ona hediye çeki vermek, teşekkür plaketi vermek değil zira. Şirket içinde kültür komiteleriyle bu işi yazılı olmayan kurallar haline getirmek. Uluslararası şirketlerde kazanılan tecrübeler ile bu işe çok uzun yıllar öncesinde kafa yorulduğunu görebilirsiniz.


Bunun en güzel örneği restoran zinciri McDonald's. McDonald's ta restoranda çalışan çalışanların birbirleriyle olan ilişkileri daha yıllar öncesinde belirli kurallara bağlanmış ve oryantasyon sürecinden itibaren çalışanlara anlatılmış. Örneğin bir çalışan diğer bir çalışandan herhangi bir şey istediğinde diğer çalışanın teşekkür etmesi bir işleyiş kuralı olarak konumlanmış. Mutlaka duymuşsunuzdur;

- 3 hamburger menü lütfen..!

- Teşekkürler 3 hamburger menüye..

Kasadaki çalışan içerideki arkadaşına siparişi geçmek için bu kalıbı kullanıyor. Siparişi alan çalışan da teşekkür ederek yanıt veriyor. Bu diyaloğu hatırladınız mı?

İşte bahsettiğim konu da tıpkı bunun gibi insan kaynakları departmanlarının çalışanlar arası ilişkilerde buna benzer bazı uygulamaları şirket kültürü olarak yerleştirebiliyor olması zorunluluğu.

Genelde çalıştığım şirketlerde gördüğüm tablo hep şuydu; başarılı iş sonuçları olan yönetici çoğu zaman alt ekibinden en çok şikayet alan yöneticidir aynı zamanda. İnsan kaynakları şapkanız ile bu türde yöneticiler ile konuşmaya kalkıştığınızda hep biraz da iş sonuçlarının bu tarz yöneticilere getirdiği koruma zırhı ile karşı karşıya kalırsınız. Bununla kalsa iyi; insan kaynakları yönüyle hiç onaylamadığınız bazı uygulamalara onay vermek durumunda kalırsınız.

Yeni nesilin bence yöneticilerinden en büyük beklentileri, saygı ve takdir. Yani özetle doğru ve verimli iletişim. Sadece başarılı çalışmaların takdir edilmesi de değil. Yöneticilerin çalışanlarla daha fazla ve iş dışı zaman geçirebilmesi. Onlarla arkadaş ve dost olabilmesi. İki tarafın da birbiri ile kurdukları ilişkinin emir itaat yapısından uzaklaşması.

So all we need is dostlar, a little communication from right way... 

Sevgiyle kalın.

Yorum Yaz

Gönder