Y kuşağım bizimle eğleniy!

16-Ağu-17 14:37 Yazar :  

Y Kuşağı ve şirket içi iletişim...

Bir Y kuşağımız var, onla da gönlümüzce iletişim kuramıyoruz. Üstelik geleceğimiz de ellerindeyken. Normal, bizim leğende yıkandığımız yaşlarda, onlar internetten mp3 indiriyorlardı. Biz sabun yakmasın diye gözümüzü sıkıca kapatırken, Y çocukları virüs koruma programları buluyordu.

Bizi fakirlikten gelen adamlar büyüttü; bir şeye dokununca tutmak isterdik. Onlar kaydırıp geçiyor. Bizim neslin çoğu ‘kazara’ gelmiştir dünyaya, televizyonda istiklal marşı okunduğu halde uykusu gelmeyenlerin çocuklarıyız. Y’lerin ise hepsi ayrı bir mimari proje. Bizim siyah beyaz ilkokul fotoğraflarımız,  onların ultrason videoları var.

Dramayı bırakıp konumuzla ilgisine bakacak olursak; evet, iç iletişim söz konusu olduğunda mizah, Y kuşağı çalışanlara açılan iletişim kapısının da anahtarı olabilir. Nasıl olmasın? Beş buçuk inç ekranlara kıkırdayanlardan bahsediyoruz.. Gülmeyen insanlar onlara ‘öcü’ gibi geliyor.”

Birini güldürebiliyorsan, ona ulaşmışsın demektir. Ve bu bilgelik ister! Charlie Chaplin’in dehası konusunda şüphesi olan var mı?

Eğer Y kuşağı ile kuracağımız iletişim köprüsünün ayaklarından biri mizah olacaksa, rutinlerine aşina, akıllarındaki kalıplara hakim olmanız lazım. Çünkü mizah: Var olanı, bilineni deforme etmek, olmadığı gibi sunmaktır. Hali hazırda ‘olana’ neden gülelim ki?

Kullandıkları kelimeler, söz kalıpları, sosyal enstrümanlar, sosyal alışkanlıklar, zevkler, her şey.. yabancısı olursanız neyi değiştireceksiniz? Bunları eğip bükebilecek kadar tanıyıp, bir şekilde iletişiminize dahil ederseniz işiniz kolaylaşır.

Biriyle dalga geçiyorsan, muhtemelen hedefini herkesin iyi bildiği bir özelliğini kullanarak aşağılıyorsundur. ‘Kocaman bir burun’ diyorsan, kocaman olmasa da en azından seninkinden büyük bir burun vardır ortada! Siz ‘burun’ dediğinizde, onların akıllarında oluşan imgeyi, ‘kocaman’ın Y’ler için ne kadar kocaman bir şey ifade ettiğini bilmeniz gerekir ki ürettiğiniz mizahın duygusu karşı tarafa geçsin.

Mizahı yapılacak nesnenin bilinirliğine, herkesin bildiği bir örnek verelim. Recep İvedik kaba, görgüsüz, dilinin ayarı yok, zamanlama kayışı tutmuyor vs. Bu özelliklerini o kadar kolay sunuyor ki; okul önlerinde soyulup, tuzlanıp, zamanında 50 kuruşa satılan hıyarlar gibi.. ağzınızda bırakacağı tadı, size vereceği hazzı, ne diyeceğini, ne yapacağını hemen kestiriyorsunuz. Ne  yapmayacağından ise zaten eminsiniz!  Üstelik hep de ‘acaba ben yapsam nasıl olur?’ diye düşündüğünüz, ‘ve’  yapmadığınız şeyleri yapıyor. Tekrara düşmek pahasına, ‘tekrar’ söyleyelim, İvedik’in nasıl bir hödük olduğunu o kadar iyi biliyoruz ki! Davranışlarının ve karakterinin bilinirliği, gülmek için aşmamız gereken eşiği en başta aşağı çekiyor.

Ayrıca Y kuşağıyla ilgili bir tezat vardır; asosyal olarak etiketlenip oyunun dışında kalmakla suçlanırlar. Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. İnternet paylaşımlarına, kullandıkları dile, nelere güldüklerine dikkatli bakarsanız, şekil olarak oyunun dışında kalıyor görünseler de matematik olarak kesinlikle içinde olduklarını görürsünüz. Belki bizim kadar sokağa çıkmıyorlar ama onların evleri daha kalabalık.

Y kuşağı neye güler?

İvedik’in aerobiğin ortasında gaz çıkarmasına gülmez.

Kaba, müşterisine ilk anda sunduğundan fazlasını vaat etmeyen/vaat edemeyecek, onları oyunun parçası yapmayacak, zihinlerinde kıpırtı yaratmayacak bir mizah türü Y kuşağını yakalayamaz.

Yine İvedik’in, ‘Perdelerimi kaldırdığımda da kedi gibi bir insanım’ sözü ise, içinde Nişantaşı psikoloğunun karşısına oturmuş semt pazarcısı cesareti barındırır ki, bu imgeleme başarabilen herkes için komiktir.

Y kuşağına mizah yapıyorsanız bir şey başarmalarına, ilettiğiniz mesajı kendi zihinlerinde prosese sokarak bir sonuca ulaştırmalarına, yani oyuna ortak olmalarına izin vermelisiniz.

İnternet forumlarındaki alışılmış kalıplarından biridir: ‘selam çakmak.’ Bir televizyon programında, sosyal medya ortamında aşina oldukları, kullandıkları ve beğendikleri bir figürle ilgili anıştırma/gönderme yapıldığında, bunu o figüre selam çakmak olarak adlandırıp aynı değeri paylaşan gruba dahil olduklarını göstermekten büyük haz alırlar.

Bu tür göndermeler onları oyuna dahil etmenin en kolay yoludur.

Y kuşağının kendine has bir mizah bakışı ve duygusu var. Belki de yapmamız gereken, vakaya House edasıyla yaklaşıp, alaycılığı elden bırakmadan mükemmel bir teşhis yapmaktır.  5,5 milyar insan 5,5 inch formasyonuyla sınırlı, çoğu yazısız, başrolünde görseller olan paylaşımlar yapıyor. Bugün Londra’da üretilen bir ‘caps’, ertesi gün Rio’daki bir Brezilyalı’yı güldürüyor. Bu evrenselliğe saygı duymamak mümkün mü?

Teknoloji ve eğlence at başı gidiyor. Sosyal medya bilinenden farklı bir bireysellik yarattı. Sözler azalıyor, yazılar kısalıyor, mizah konstantre hale dönüyor. İletişimcilerin ve mizahçıların daha kısa ama daha açık, daha özet ama daha evrensel, kısaca daha Chaplin’olması gerekiyor…

Yorum Yaz

Gönder