...Allah da CEO'nu güldürsün!

17-Eki-17 15:49 Yazar :  

Mizah: şart mı yani?

Mizah konusunda şimdiye kadar yazdıklarımız genel olarak, düşünürlerden çağımızın nörobilimcilerine kadar gülmeye kafa yormuş insanların kabul görmüş teorileri ve bu teorilerin günümüzde iç iletişimden almak istediğimiz sonuçlarla karşılaştırılmasıydı.

Bunu yapma sebebimiz, vakit çokluğunun yanı sıra, kurumsal kimliklerini sağa sola çekiştirmek zorunda olan şirketlerin kullanacakları yeni dilin, ağırlıklı olarak yeni nesille iletişime geçme ihtiyacı doğrultusunda mutlaka mizahı kapsaması gerektiğine olan inancımızdır. Müşterilerimize tavsiyemiz de bu yöndedir, sizden farklı olarak onlar para ödüyor.

Genelde inkar edilse de, ben demiştim demekten herkes zevk alır. Vakit geçirmek için açılan çoğu konuşmanın sebebi de, konuşmanın bir yerinde konuyu o noktaya getirme ihtiyacı değil mi? Biz de isterdik ki zamanı geldiğinde ‘biz demiştik, gördünüz mü, şirket içi iletişimde artık mizah olmazsa olmaz!' diyelim. Ama dürüst olalım, üç seneye kalmadan yarınız işten atılacak, hamile kalacak ya da trafikten bıkıp ege'ye yerleşecek, ve artık buralara bakmaz olacak. O yüzden şimdi burada, söylediğimizin tersini yapıp, geçmişten örnekler vericez. 

Mizah, özellikle yöneticiler tarafından, üzerine o kadar da kafa yormaya değecek bir şey midir?

 

İşte ilk örnek: Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan, Okan Bayülgen ve Beyazıt Öztürk. Sizce ortak noktaları nedir?

- Demet Şener!

Doğru! 

- Yani o zaman, Demet Şener gibi bir sevgilin olması için de zeka şart!

Ben demiştim di mi? Mizahla zeka arasında su götürmez bir ilişki vardır.

Ama gelin daha az magazin kokan bir cevap arayalım. Bu dört kişi için insanların söyleyeceği ilk şey komik olduklarıysa, ikincisi mutlaka zeki olduklarıdır. En azından üçü için öyledir diye düşünüyorum.

Nerede olursa olsun, sizi güldüren insanın zekasına, bilerek ya da bilmeyerek saygı duyarsınız. Zeka bir liderin olmazsa olmazıdır. İnanmazsanız şu anda kendiniz bir test yapıp bu teorinin sağlamasını alabilirsiniz.

 

İkinci Örnek:

Şu liderlerin mizah yeteneklerini ve zekalarını karşılaştırın: Trump'la Obama ya da Trump'la Clinton ya da Trump'la ... Yılmaz Vural!

Mizahın lider için nasıl ayırd edici olduğuna ikna oldunuz mu?

 

Üçüncü örnek:

Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

 

  1. a) Virgin Atlantic’in sahibi Richard Branson kendi şirketinin uçağında yolculara tuvalet kağıdı dağıtıp yarışma yapmıştır.

 

  1. b) Bunu gören Pegasus Airlines patronu Ali Sabancı, ‘Atlas Havayollarınınki 77 cm olabilir ama bizimki de zamanında kalkıyor,’ diyerek arttırmıştır.

 

  1. c) Cem Boyner, kendi ürünü olan TBox prezervatifine şahsen kullanma kılavuzu yazmıştır.

 

Cevap: Üçü de doğru ve üçü de mizah ve CEO ilişkisine çok güzel örnekler. Üç CEO’nun, çalışanlarının ya da potansiyel adaylarının üzerindeki etkisini siz değerlendirin. Hedeflenen potansiyel aday profiline gore farklı olacaktır; eğer, herkesin aynı işi yaptığı, kalabalıkta koybolacağım ve kendimi göstermek zorunda kalmayacağım bir iş arıyorum diyen bir adaysa istedikleri, muhtemelen işlerini kısmen zorlaştırmışlar demektir. Kısmen diyorum çünkü o havuz o kadar derin ki, içinde birçok şirket boğuldu.

Üçüncü örnekten çıkaracağımız şey: mizah cesarettir ve peşine takılacağınız adamın aptal olmasından daha çok nefret edeceğiniz bir şey varsa, o da korkak bir aptal olmasıdır. 

Mizah norm koyar. Trendsetterdır. İlişkilerin vizkozitesini belirler. Durmanız gereken çizgiyi çeker. Okuduğunuz şeyin içinde mizah yoksa ya kullanma klavuzu okuyorsunuzdur ya da kutsal kitap. Mantıklı, çünkü ikisi de şakaya gelmez. Ki ajans olarak kullanma kılavuzuna mizah kattığımız da olmuştur 

Dozunda mizah yeni nesil yöneticilerin ayracı olacak. Artık çalışanlar yaşamın her anından keyif almak istiyor. Kültür her şeyin toplamıdır ve topladıklarımız günden güne değişiyor. Yeni bir kültür oluşuyor. Sosyal Medya Bastille'i basalı çok oldu, Mary Antoinette’in elinde köy ekmeğiyle capsleri patladı bile.. Bu devrimin dönüşü olmayacak.

Yorum Yaz

Gönder