Kariyer mi, günü kurtarmak mı?

12-Nis-18 19:28 Yazar :  

Kariyer, mesleğinizi yaparken koyduğunuz hedefler doğrultusunda iş deneyimi kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendinizi gerçekleştirme sürecidir.

Kariyerinizin ilgi alanlarınıza, yeteneklerinize, işle ilgili değerlere ve kişilik yapınıza uygun olması gerekir. Bu kariyerin size gün içerisinde ve diğer zamanlarda işinizin gerekliliklerini yerine getirmenize izin vermesi gerekir, yapmanız gereken herşeyi hevesli bir şekilde yapmalı ve işiniz gelecek yıllar için umut vaad etmelidir. Eğer kariyer planlamanız bu kriterlere uyarsa, bu işte daha memnun olursunuz ve işinizi seversiniz.

Bir kariyer planlaması yapamadınız ya da yaptığınız planlama hayatınıza göre şekillenmedi diyelim;

O zaman da günü kurtarmak diye tabir ettiğimiz bir işe girmeye ihtiyaç duyarız. Günümüzü kurtarmak adına geleceğimizi başkalarına teslim ederiz. Her gün azap gibi gelen sevmediğimiz belki de bize çok yabancı olan bir işte çalışmaya başlarız. Saatler, haftalar geçmezken tatiller çok çabuk gelip geçer. Ve ekonomik olarak refaha ulaşmak adına verdiğimiz mücadele bir müddet sonra sosyal hayatımızı cehenneme dönüştürür.

Bir insanın 24 saatten oluşan bir günün en az 16 saatini, fizyolojik ve sosyal gereksinimlerini yerine getirmek için ayırması gerekir. Geriye kalan 8 saat ise insanın yaşamını sürdürmek için gerekli olan gıda, giysi, barınma gibi maddi gereksinimleri sağlamak için çalışmaya ayırabileceği süredir. İşçilerin çok büyük bölümü bir sosyal varlık olmanın gereğini yerine getirecek zamanı bulamadığı gibi fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir zamandan bile mahrum kalabilmektedir.

Peki ne kadar çalışıyoruz?

1475 sayılı İş Kanunu’nda 7.5 saat olan iş gününün 2003 yılında çıkartılan 4857 sayılı İş Kanunu’nda denkleştirme süresi içinde 11 saate kadar çıkartılabilmesinin yolu açılmıştır. Gerek çalışma yasalarında düzenlenen esneklik uygulamaları gerekse kayıt dışı istihdama göz yumulması Türkiye’de çalışma sürelerinin ortalama olarak haftada 60, günde 12 saatin üzerine çıkmasına neden olmuştur. Günümüzde haftalık 45 saat üzerindeki çalışmalarda ise mesai ücreti ödenmesi konusundaki yasa da göz ardı edilmektedir.

Bu koşullar altında üzerine bir de yapmak istemediğimiz bir işte çalışıyorsak bizlere hiç günaymaz, günaydınlar olmaz...

Sevdiğimiz işi yapmak ya da yaptığımız işi sevmekten başka seçeneğimiz yoktur.

İşimizi sevmesek de bakış açımızı değiştirerek yapacağımız olumlamalar ile kendimizi daha iyi hissedebilliriz.

Neler yapabiliriz?

Genelde hislerimiz bulaşıcıdır ve iş yerimizde olumsuz tavırlar sergilersek, farkında olmadan etrafımızdaki de etkileyerek daha da negatif ve düşmanca bir atmosfer yaratılmasına neden olabiliriz. Oysa bunun yerine insanların karşısına gülümseyerek, mutlu bir şekilde çıkarsak, bu tutum çevremize de yansıyacaktır.

Kötü bir meslek kötü bir hayat demek değildir. Hayatınızdaki sevdiğiniz yönleri düşünün, takdir edin ve işin hayatınızın tamamı değil yalnızca bir parçası olduğunu fark edin.

Sürekli iş değiştiren insanlardan olmayı hiçbirimiz istemeyiz tabi ki; ama mevcut işinizin kalıcı olmadığını kendinize hatırlatabilirsiniz. Alabileceğiniz her şeyi aldığınıza inandığınız zaman artık ayrılmanın iyi olacağını bilir ve işinizden ayrılabilirsiniz.

Eğer kariyerinizi değiştirmek istiyorsanız bunun için çabalamalısınız. Eğer yanlış bir alanda olduğunuzu düşünüyorsanız, asıl ilgi duyduğunuz alanı ve o alandaki imkanları sürekli olarak araştırmalısınız.

İlginizi çeken sektörü iyi bilen insanlara ulaşıp; onlarla bağlantılar kurun ve yol alın. Eğer daha iyi ve yeni bir meslek bulmak için çabalamazsanız, hedeflerinize ulaşamazsınız.

Son olarak Konfüçyüs'ün de değdiği gibi:

“Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”

 

Özgül Şimşek

İşe Alım Uzmanı

Yorum Yaz

Gönder