Biz size döneceğiz...

16-May-18 01:00 Yazar :  

Bir çok rakip arasından sıyrılıp, mülakata çağrılanlardan oldunuz.

Haydi hayırlısı.

İlk tavsiyem mülakatta kendiniz olun. Sizi işe alacak, kılığına bürünme ihtiyacı hissettiğiniz kişiyi değil.

Adayların sadece %47’si başvurdukları pozisyon için yeterli bilgi ve tecrübe sahibi olmadıkları için işe alınmıyor. Demek ki beklenen deneyim ve yetkinliklerle, sizinkiler arasında fazla uçurum yoksa işe alınma şansınız oldukça yüksek.

Günümüzde mülakatların %60’ı online videolu görüşme araçlarıyla yapılmaktadır. Her ne kadar ülkemizde nadiren tercih edilse de eğer sizden bu şekilde bir mülakat talebi istenirse yadırgamayın diye söylüyorum.

Size telefonla randevu verilirken görüşmeyi kiminle yapacağınızı sorun. İsim, soyisim ve şirketteki görevini öğrenmeye çalışın. Sonrası malum; Google... Gerek Linkedin profili, gerekse sosyal medya hesaplarına ulaşın ve inceleyin. Hakkında yazılmış yazılar varsa dikkatlice okuyun. Fotoğrafına çok dikkatli bakın.

Adayların %55’inin kılık kıyafet özensizliğinden dolayı ret yanıtı aldıklarını biliyor musunuz? Bu demek değil ki manken gibi giyinin, süslenin. Sadece iş görüşmesine önem verdiğinizi gösterecek şekilde giyinmeniz yeterli. Özellikle kadın adaylar şu önerileri de unutmamalı; Dikkat dağıtıcı kıyafetlerden kaçının. Yırtmaçlı, dekolteli, fazla renkli ve desenli kıyafetleri mümkün olduğunca tercih etmeyin, günlük kullanmadığınız takıları da takmayın.

Özellikle İstanbul gibi ciddi trafik ve ulaşım sorunu olan bir şehirde iseniz, gecikme riskini en aza indirmeniz gerekmektedir. Erken kalkıp, dinç olmalısınız. Tüm trafik olumsuzluklarını hesap etmelisiniz. Mümkünse bir gece öncesinden hangi ulaşım araçlarıyla şirkete gideceğinizi mutlaka araştırıp, kararlaştırın. Şirket normal bir binada ise 15 dk. önce, büyük bir plazada ise 20-25 dk. önce dış kapıdan içeriye girin. Öyle binalar var ki, görüşme odasına gidene kadar zaten 15 dk. geçiyor.

Mülakatın tüm sürecinde göz kontağından kaçınan adayların pek çoğu işe alım uzmanlarında negatif bir etki yaratıyor. Henüz el sıkışma aşamasından başlayarak mülakattan ayrılıncaya kadar göz teması kurabilmek oldukça önem taşıyor. İlk 90 saniyede oluşturacağınız izlenim, işe alımlarda oldukça etkilidir.

Size sorulacak sorulara kısacık, kestirip atar gibi cevaplar vermeyin. Çok uzun ve sıkıcı cevaplar hiç vermeyin. Mümkün olduğu kadarıyla net ve yeterli cevaplar vermeye çalışın. Kendinizi ifade edebilmek için sınırlı süreniz olduğunu unutmayın. Aceleci de olmayın. Normalde bir mülakatın ortalama süresi 20-25 dk. dır.

Sizi kimse oraya zorla getirtmedi. Sizi çağırdıklarına göre size kendinizi ifade etmek için en azından bir fırsat sunuldu. O zaman isteksiz ve umutsuz olmamalısınız. Kendinize biraz da olsa güvenin. Özgüveniniz olsun ama tavan da yapmasın. Kim isteksiz birini işe alır ki? Siz alır mısınız?

Bazen bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde gerçekten saçma ya da hoşnut olmayacağınız sorulara maruz kalabilirsiniz. Her soruya cevap vermek zorunda değilsiniz. “Buna cevap vermek istemiyorum” da diyebilirsiniz, “bunun işe alımla ilgili olduğunu düşünmüyorum” da diyebilirsiniz. Yalan söylemekten veya amiyane tabirle yalakalık yapmaktan daha iyidir.

Adayların pek çoğu kötü duruş veya yeterince gülümsemedikleri için olumsuz değerlendirilebiliyor. Öte yandan adayların bir kısmı ise saçıyla, bıyığı – sakalıyla veya yüzüyle fazla oynadığı için olumsuz değerlendiriliyor. Robot gibi durun demiyorum elbet ki o daha itici olur. Beden dili konusunda sayfalar dolusu kitap okumanıza da gerek yok. Rahat ve kendiniz olun. Somurtmayın. Hiç kimse somurtkan birisi ile aynı iş yerinde çalışmak istemez. Gülümsemeniz, mimikleriniz ve el hareketleriniz de orantılı seviyede olmalıdır.

Mülakatta kendini ifade edemediği ya da gramer veya dil bilgisi kullanımına özen göstermediği için elenenlerin oranı da oldukça yüksek. Burada bir şeyi şahsi görüşüm olarak bildirmek isterim. Lütfen “Plaza Dili” diye bilinen o saçma ağızla konuşmayın, karşınızdakinin de bu şekilde konuşmasına da mümkünse müsaade etmeyin. Bazı zorunlu teknik tabirler istisna olmak kaidesiyle mülakat ya Türkçe yada İngilizce yapılmalıdır. Arada geçişler olabilir ama bir cümle tek dil ile kurulur. 

Görüşme sonlanırken görüşmeyle ilgili bir geri bildirim almaya çalışın. İşe alım durumunuzu ilk görüşme sonrası almanız zayıf bir ihtimal. Mesela “biz size döneceğiz” bir sonuç değildir; çoğu zaman da geçiştirmek için verilen bir yanıttır. Hatta bu yanıt size dönülmeyeceği anlamını bile taşıyabilir. Size döneriz şeklinde bir yanıt aldıysanız  “ne zaman?” diye sorabilirsiniz. İkinci görüşme muhabbeti açıldıysa yine “ne zaman ve kiminle?” sorularını sorabilirsiniz. Görüşmeden sonra “şunu da sorsaydım" veya "eee şimdi ne olacak…” gibi şeyler geçiyorsa aklınızdan o zaman mülakat sizin adınıza başarısız olmasa da eksik geçmiş demektir.

Bizde ücret konuşmaları bazen kurban pazarlığı tarzında bile geçebiliyor. Gülmeyin, çok şahit oldum. Maalesef bir çok firma ne kadar ucuza başlatırım derdinde. Bir çok aday da bunun farkında olduğu için abartılı rakamlar talep etme eğiliminde. İkisi de doğru değil. En klasik soru kuşkusuz “ücret beklentiniz nedir?” sorusu. Buna cevap verebilmeniz için yukarıda da söylediğim gibi sizden beklentilerin ve yapabileceklerinizin net olarak ifade edilmiş olması gerekir. Bu klasik soruya genelde verilen klasik cevapların başında da “sizin zaten bu pozisyon için öngördüğünüz bir ücret vardır” olur. Elbette var. Ama sizin gerek tecrübe ve bilginiz, gerekse mülakatta ki performansınız, firma nezdinde pozisyonun değerini etkilemiş ve değiştirmiş olabilir. Bunu unutmayın!

Soru soruldu, peki nasıl cevap vermelisiniz? Bu kısım oldukça göreceli. Çünkü şirkete, pozisyona, size ve mülakatın seyrine göre verilebilecek cevaplar değişkenlik gösterebilir. Genel olarak tavsiyem önce yan hakları öğrenmeniz ve bu duruma göre illa gerekiyorsa bir aralık belirtmeniz. Bazı adaylar “siz teklifinizi sunun, ben ona göre değerlendireyim” de diyebiliyor. Söylediğim gibi göreceli ve değişken bir durum. Ama sizi tatmin etmeyecek ve daha iyi teklifler alma ihtimalinizin kuvvetli olduğu bir ücreti de kabul etmeyin. Az ücret, güçlü unvan veya az ücret ama şirket bilinirliği tercihlerini değişkenlere göre kendiniz yapmalısınız. 

Unutmayın ki “iş aramak da bir iştir”. O zaman iş arama işinize özen gösterin. Kendiniz olun ve kendinizi doğru ifade edin. Her iş veya şirket size göre olmayabilir. İçinize sinmediyse ne kendi zamanınızı ne de karşı tarafın zamanını ve beklentilerini boşa çıkartın. Mülakat öncesinde sormanız gereken soruların ve size sorulacak muhtemel soruların listesini yapın. Gerekirse aileden birisi ile veya arkadaşınızla mülakat demoları yapın. Gideceğiniz iş görüşmesi sadece o pozisyon için değil, şirketin tüm pozisyonları (ileride oluşabilecekler de dahil) için tek atımlık kurşun anlamı taşıyabilir. Ciddiye alın.

Başarılı bir mülakat ve kariyer dileğiyle...

 

Özgül Şimşek

İşe Alım Uzmanı

 

Yorum Yaz

Gönder