İş Hayatının Yazılı Olmayan Kuralları

10-Eyl-18 16:23 Ekleyen :  
İş Hayatının Yazılı Olmayan Kuralları

İş hayatında hepimizin bildiği ama yazılı olmayan kurallar hangileri?

Çalışma yerleri değişse de iş hayatının genel geçer kuralları hep aynı kalır. İş hayatında edinilen tecrübe ve başarı aslında bu yazılı olmayan kuralları nasıl uyguladığınızla doğrudan ilişkilidir. Bir çoğumuzun herhangi bir yerde yazmasa da belki de iç güdüsel olarak ezbere bildiği bu kuralların bu kadar yerleşmesinin bir nedeni de aslında okul hayatında hatta aile hayatındaki kurallarla benzerlik göstermesidir. 

Ne iş görüşmesinde söylenen ne de sözleşmenizde yazan İş hayatının yazılı olmayan kuralları size söylenmediği halde sizden beklenen ve yapmadığınız takdirde sizi kötü durumlara düşürebilecek kadar güçlü kurallardır.

Peki bu sözü geçmeyen fakat içimizde yaşayan, adı yok izi var dediğimiz önemli kurallar neler?

İK Magazin olarak iş hayatının yazılı olmayan kurallarını mercek altına aldık.

İşte iş hayatının yazılı olmayan kuralları;

İşe geç kalma

Evet mesai saatleri sözleşmenizde yazıyor biliyoruz. Fakat saat 9 da başlayan mesaiye 9.02'de gitmekten bahsetmiyoruz. Esnek çalışma saatlerini yanlış anlayan arkadaşlarımız için bu kuralı koymak zorundaydık! Çünkü bazı arkadaşların esnekten anladığı öğlen 12'de gelip akşam 6'da çıkmak olduğu için... 

İşten erken çıkma

İşe geç kalmak gibi işten erken çıkmaya çalışmak ya da mesai saati bittiği gibi yerinden fırlamak da işveren için bir sorun teşkil edebilir. Bu durum sizin işten kaytardığınız izlenimini oluşturabilir, bu durum da uzun vadede sizi üzebilir.

Kimseye tam anlamıyla güvenme

Elbetteki ekip arkadaşlarınızı çok seviyorsunuz ve happy hour'lara onlarla katılmaktan mutluluk duyuyorsunuz. Fakat iş hayatında kimin kime yakın olduğunu anlamak maalesef sanıldığı kadar kolay değil. Dolayısıyla bugün bir konuda dert yandığınız çalışma arkadaşınız yarın sizi yüz üstü bırakabilir. Bilinmez, önlem almakta fayda var.

Verilen işe 'Bilmiyorum' demeden önce biraz araştır

Her işe 'Ben yaparım' demek sizin için ne kadar yorucu ise 'Bilmiyorum' demek de işvereniniz için bir o kadar sinir bozucu olabilir. Her işi tam anlamıyla bilmek zorunda değilsiniz tabi ki, ama elimizin altındaki internet bilgi deryası olduğu için son zamanlarda bilmiyorum lafı önemini biraz yitirdi. 

İşini kendinden çok sevme

Bu durum ciddi anlamda psikolojik bir sorun haline dönüşebilen, sinsi ilerleyen, öldürmeyen fakat süründüren bir hastalıktır. İlk etapta sizi motive etmesi ve başarılarınızdan dolayı egonuzu beslemesi iyidir hoştur ama kendinizi hiç düşünmediğinizi, hatta işten başka hiç bir şey düşünmediğinizi fark ettiğiniz anda yazıktır, günahtır. 

Dengeler her sabah yeniden kurulur

'Allah allah dün neyi bugün ne!' diye kendinizi yiyip bitirmeyin. Dün iş yerinde yaşadığınız şey, gördüğünüz tavır yarın devam edecek diye bir kural yok. Fakat her gün farklı bir düzen farklı bir denge diye bir kural var. Bugün sizi seven yarın sevmez, bugün sizin sorumluluğunuzda olan iş yarın olmaz, hatta bugün sahip olduğunuz iş yarın olmaz, hiç belli olmaz!

Bilmediğini çaktırma ama biliyormuş gibi de yapma

Bu öyle bir çizgidir ki kıldan ince kılıçtan keskin. O dengeyi kurmak sizin elinizde fakat elinizi yüzünüze bulaştırma ihtimaliniz de çok yüksek. O sebeple spontane ilerlemektense olası durumlara karşı bir senaryo oluşturmak hayrınıza olacaktır. 

Ucundan tuttuğunuz iş zamanla üstünüzde yapışır

Bunu 'Yaptığın iyilik gün gelir sorumluluğun olur' olarak da çoğaltabiliriz. Yani bir projenin ya içinde olursun ya da hiç bulaşmazsın. Ucundan kıyısından kurtulan kişi sayısı köprüden atlayıp ölmeyen kişi sayısına denktir, öyle söyleyebiliriz!

Şirketten verilen her şeyin bir sebebi vardır

Şirket size laptop verdiyse bu her an çalışabileceğiniz anlamına gelir, tatiller de dahil. Şirket size telefon verdiyse bu sizi her an arayabilecekleri anlamına gelir, tatiller de dahil. Şirket size araba verdiyse bu her an her yere gidebileceğiniz anlamına gelir, tatiller de dahil.