Robot Öğretmenler Yakında İşe Başlıyor

10-Eki-18 11:20 Ekleyen :  
Robot Öğretmenler Yakında İşe Başlıyor

Le Rosey tarafından önceki gün düzenlenen, “Yapay Zekâ Dönemi ve İsviçre Eğitimi” konulu panelde, geleceğin teknolojisi üzerinde durulurken en ilgi çekici konulardan biri de robot öğretmenler oldu

İnsan gibi düşünüyor, ses ve görüntüleri tanıyor, dünya sorunlarını tartışıp çözüm önerilerinde bulunuyor... İnsanın tüm canlılardan ayırılan en büyük özelliği olan beyin gücünü elinden almaya aday yapay zekâda gelinen son aşama hem şaşırtıyor hem de ürkütüyor. Bu alanda yapılan çalışmalar hızla devam ederse bilim insanları, şu anda yapılan işlerin yüzde 85’inin 2030’a kadar ortadan kaybolacağını öngörüyor. Bu değişim eğitimi de yakından ilgilendiriyor. Öyle ki yakın bir zamanda robot öğretmenler, insan öğretmenlerle aynı sınıfı paylaşacak. Robotlar dersi anlatacak, çocuklara özgüven, yaratıcılık ve etik değerleri ise insan öğretmenler verecek. Tüm dünyanın ilgisini çeken bu konuyla ilgili Avrupa’nın köklü eğitim kurumlarından Le Rosey tarafından önceki gün, “Yapay Zekâ Dönemi ve İsviçre Eğitimi” konulu panel düzenlendi. Konuşmacılar arasında Goldsmiths University of London’dan yapay zekâ çalışmalarıyla öne çıkan profesör Mark Bishop, Le Rosey’den Phillippe Gudin, Swiss Learning’den Christophe X. Clivaz, Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cem Say, nörolog Prof. Dr. Sinan Canan, felsefeci Prof. Dr. Kenan Gürsoy ve Zilberman’dan müzisyen Dr. Selçuk Artut yer aldı. Mine Özdemir'in Milliyet'teki haberine göre, panelin satır başları şöyle:

Prof. Mark Bishop (Goldsmiths University of London): Yapay zekâyı küçük laboratuvarlardan dünyaya çıkaran gelişmeler oldu. IBM’in geliştirdiği Deep Blue dünyanın en büyük satranç oyuncusu Kasparov’u yendi. Şu anda yapay zekânın sürücüsüz araçlar ortaya koyduğunu görüyoruz ve bunlar kaza yapmadan millerce gidebiliyor. Bütün bu gelişmeler akademisyenlerin çalışmalarını etkiliyor. Makinelerin daha etkili ve verimli olmaları için çalışıyoruz. Peki, yapay zekâ eğitimi nasıl etkileyecek?

İngiltere’de bağımsız bir think tank var. Yapay zekânın eğitimi etkileyeceği alanları 3 temel sınıfa ayırmış. Öğrenciyle, eğiticiyle ve sistemle ilgili uygulamalar. Hepsi şu fikre dayanıyor. Bir gün yapay zekâ sistemleri, insan kapasitesine eşit olacak.

Bütün teknolojik çabalar, bilgisayarlar tarafından yapılacak. O aşamada öğretmenlik gibi entelektüel çabalar da yapay zekânın kurs vermesiyle ilişkilendirilecek. Eğer bu olursa 2045’te sanal öğretim asistanları olacak. Şu anda sahip olduğumuz en iyi öğretmenlerle onlar yarışacaklar.

Yapay zekâyı eğitimde nasıl kullanabiliriz? Tabii ki bu noktada belki geçmişte eğitim sisteminde zorlanan, engelli, iletişim sorunu olan kişiler bunun içine girecek. Burada girişte bahsedilen sistemlerden biri MOOCs isimli teknoloji. MOOCs, açık, online öğrenim toplulukları demek. İlk başarılı MOOCs’lardan biri makine öğreniminde gerçekleştirildi. 2011’de makine öğrenimiyle bütün dünyaya tanıtıldığında yüz binlerce öğrenci, buna kaydoldu. Şu anda kurslarımız dünyada birçok öğrenciye açık. Daha büyük topluluklara ulaşma yolumuzdan biri de bu.

 Eğitim sistemini öğrenciye göre kişiselleştirebiliriz. Yapay zekâ ile çok erken bir dönemde çok yüksek bir toplulukta hangi öğrencilerin kursta sorun yaşayıp hangilerinin yaşamayacağı tahmin edilebiliyor. IBM’in Project Debater’ı sayesinde ortaya konulan sorunlar tartışılıyor. Bu sayede bir oylama yapılmış, daha önceden bilgisi olmadığı halde makineler dünyadaki en iyi tartışmacıları geride bırakabiliyor. Makinalar insan dilini, kültürünü ciddi şekilde anlamaya başladı. Yapay zekâ hiçbir insanın yapamayacağı hataları da yapıyor; elinde diş fırçası tutan bir bebeği gördüğünde bir erkek çocuğu beyzbol sopası tutuyor gibi algılıyor. Dolayısıyla her zaman eğitim sistemlerinde insan faktörüne ihtiyaç var.

Christophe X. Clivaz (Swiss Learning): Oxford’da yapılan bir çalışmaya göre bugünün işlerinin yüzde 47’si, 20 yıl içinde bilgisayarlar tarafından yapılacak. Sahip olduğumuz işlerin yüzde 85’i, 2030’a kadar ortadan kaybolacak. Bu gerçekliğe karşı ne yapmamız gerekiyor? Bir bilgisayar bir insandan sınıf içinde daha mı iyi yoksa değil mi? Bunu anlamak güç. 7 milyardan fazla dünya nüfusu var. Birlikte yaşamak bir gerçeklik. Ve eğitimin de deneyimlere bağlı olarak gelişmesi gerekiyor. Gençlere sadece sınıf içinde değil, dışarıda da etkileşim şansı vermeliyiz. Dil de çok önemli. Dil düşünme şeklini etkiliyor. Bütün dünyanın gerçekliğini kabul etme konusuyla da çok yakından ilişkili. Yeni nesil çocuklar için yapılması gereken şeyler var. Eğitimin becerilere dayandırılması gerekiyor.


 

Etiketler :