Koronavirüs Aşısı Olmayan Çalışan İşten Atılacak Mı?

Koronavirüs aşısını reddeden çalışanlarla ilgili uygulama nasıl olacak? Türkiye'de hukukçular ikiye bölünmüş durumda.

Koronavirüs aşısı olmayan çalışan işten atılacak mı? Koronavirüs aşısı yaptırmamış kişiler işe alımda dezavantajlı mı olacak? Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesinde kitlesel aşılama çalışmaları devam ederken, aşıyı reddeden geniş bir kitle oluşmaya başladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Aşı zorunlu olmayacak. Vatandaşımızı aşının etkisine ve güvenilirliğine ikna ederek aşılamak istiyoruz. İlk aşıyı sağlık çalışanlarımızla birlikte ben olacağım” açıklaması yapmıştı. Ancak son günlerde çıkan haberlere bakıldığında 65 yaş üstü grupta sırası geldiği halde çeşitli gerekçelerle aşısını olmayan kitlenin oranı yüzde 25 olarak açıklandı.

Başta AB ülkeleri olmak üzere dünyada ‘aşı karnesi’ tartışmaları sürerken, iş dünyasında da aşıyı reddeden çalışanlara yönelik nasıl bir uygulama içinde olunacağı tartışılıyor. Koronavirüs aşısını reddeden çalışana karşı işverenin bir yaptırımda bulunması mümkün mü? Dahası koronavirüs aşısını reddeden çalışan tazminatsız olarak işten çıkarılabilir mi? İşe alım ve devamında aşı zorunlu tutulabilir mi? Bu sorular gündeme damga vuruyor.

Hukukçuların konuya bakışları farklılık gösteriyor. Koronavirüs aşısını olmayan çalışan için ‘tazminatsız işten atılır’ diyen de var, bunun mümkün olmadığını savunan da… Aşıyı reddetmek ‘geçerli’ hatta ‘haklı fesih’ nedeni sayılarak, işten çıkarmaya kadar gidebilir. Bazı hukukçulara göre ise pandemi halinde aşı zorunluluğuna ilişkin bir yasal düzenleme yok.

Hürriyet gazetesinde hukuki konuları köşesine taşıyan Oya Armutçu, çok tartışılan bu konuyu okurlarıyla paylaştı. Armutçu yazısında şu soruları gündeme taşıdı: “İşverenler çalışanlarına koronavirüs aşısı zorunluluğu getirebilir mi?”, “Çalışan “koronavirüs aşısını reddettiği” gerekçesiyle işten çıkarılabilir mi?”, “Aşıyı reddetmek işverene iş sözleşmesini “haklı fesih” (tazminatsız) hakkı verir mi?”

ABD’de çalışana aşı zorunluluğu

Oya Armutçu’nun yazısına kısa bir ara verip ABD’deki uygulamaya bakalım. ABD yasaları işverenlerin çalışanlarını aşı olmaya zorlamasına izin veriyor. Bu, aşı yaptırmayan çalışanların işlerini kaybedebilecekleri anlamına geliyor.

Çalışma avukatı Rogge Dunn, “Bazı şirketler Covid-19 aşısını mecburi yapma eğiliminde” diyor ve devam ediyor: “Örneğin restoran sahipleri aşının kendilerine bir rekabet avantajı getireceğini düşünüyor. Müşterilerine ‘Bizim restoranımız güvenli. Tüm personelimizin aşısı var’ diyebilecekler. Bu bir halkla ilişkiler taktiği de olabilir ama yasalara göre işverenler çalışanlarını aşı olmaya zorlayabilir. Aşı olmayanları işten çıkarma hakları var.”

California Üniversitesi Hastings Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dorit Reiss da özel işletmelerin bu konuda geniş hakları olduğunu belirterek “Aşı, bir işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralı. İşverenler, bunu mecbur kılabilir” diyor. Fakat uzmanlar, aşı zorunluluğunda bazı istisnaların olabileceğine de dikkat çekiyor. Sendikalı iş yerlerinde aşı zorunluluğunun toplu sözleşmelerde pazarlığın bir parçası olabileceğine dikkat çekiliyor. Ayrımcılıkla mücadele yasalarının da çalışanlara koruma sağlayabileceği belirtiliyor. Örneğin, Engelliler Yasası sağlık nedenleriyle aşı olmak istemeyenlere muafiyet hakkı veriyor. Bu tür durumlarda işverenin personele evden çalışma hakkı tanıması gerekiyor.

Amerika’da 1964 Yurttaşlık Haklar Kanunu da dini nedenlerle aşı yaptırmak istemeyenlere muafiyet sağlıyor.

Türkiye’de yasal düzenleme yok

Oya Armutçu’nun yazısına bakacak olursak Türkiye gerçeği ise karşımıza şu şekilde çıkıyor:

Salgın nedeniyle işçi-işveren arasındaki işleyecek yeni hukuki süreç, işyerinde aşı zorunluluğu yoruma açık kalıyor. Çünkü dünya ve Türkiye yepyeni bir durumla karşı karşıya. Küresel salgın (pandemi) durumunda aşının zorunlu yapılacağı şeklinde bir yasal düzenlememiz yok. Hatta Anayasa Mahkemesi (AYM) zorunlu aşıyı Anayasa’ya aykırı buldu ve ihlal kararı verdi. Mevzuatta düzenleme yapılması gerektiğini de ihlal kararında kayda geçirdi. Ancak aradan geçen beş yıla rağmen aşıyla ilgili bir düzenleme hâlâ yapılmadı.

Hukukçular farklı görüşte

Bazı hukukçulara göre işe alım ve devamda işveren aşıyı zorunlu tutulabilir. Aşıyı reddetmek “geçerli” hatta “haklı fesih” nedeni sayılarak, işten çıkarmaya kadar gidebilir.

Bazı hukukçulara göre ise vurguladığım gibi yasal boşluk ve AYM kararı var. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’ndaki bulaşıcı hastalık listesinde COVID-19 yer almıyor. Bu nedenlerle işverenin koronavirüs aşısı zorunluluğu getirmesi mümkün değil.

“Geçerli fesih gerekçesi olarak düşünülebilir”

Ankara Barosu avukatlarından Görkem Alyanak’a sordum. Alyanak, işverenin koronavirüse karşı tüm tedbirleri alıp aşıyı da sağlamasına rağmen işçinin aşıyı reddedip hastalanması, hastalık bulaştırmasını “iş güvenliğine aykırı” ve İş Kanunu’na göre “geçerli fesih” nedeni sayılabileceğini söyledi. Alyanak, “geçerli fesih”te “haklı fesih”ten farklı olarak ihbar, kıdem tazminatının kanundaki hükümler ışığında ödeneceğini vurguladı.

Çalışan koronavirüs nedeniyle işten atılabilir mi?

“Bir çalışan aşıyı reddeden iş arkadaşını gerekçe gösterip ‘Hayatım riske girdi’ gerekçesiyle tazminatını alıp işten ayrılabilir mi?” sorusunu ise avukat Alyanak, İş Kanunu’nun 24/1-b bendi ışığında yanıtladı. Bu madde şöyle:

“İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa, işçi, süresi belirli olsun veya olmasın, iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir.”

Alyanak’a göre bu durumda, işçinin çalıştığı ortamda sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren veya başka bir işçinin koronavirüs gibi “işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulması” halinde işçi, iş sözleşmesini haklı sebeple feshederek, kıdem tazminatı talep edebilir. Alyanak, bu konuların yeni, tartışmalı ve yoruma açık olduğunu da belirterek, yargı kararları ile şekilleneceğini de vurguladı.

İşçi sakıncalı bulunursa, işveren önlem almazsa

Bazı hukukçulara göre de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Sağlık Bakanlığı kabulüne göre kanunda olmasa da koronavirüs “bulaşıcı hastalık” şeklinde yorumlanabilir. İş Kanunu hükümleri ışığında, “sağlık sebepleri” ile “iş güvenliği açısından tehlike oluşturması” halinde işverene tazminatsız ve derhal “haklı fesih” hakkı tanıyor. İşçi, “tedavi olmayı kabul etmeyip karantinaya uymaması, aşı olmaması, işyerinde çalışmasında bulaş durumu nedeni ile sakıncalı bir hal oluşturduğunun sağlık kurulu raporu ile kanıtlanması halinde”, tazminatsız işten çıkarılabilir. Hastalığın bulaşmaması ve tedavisi için işçinin aşı olmak istememesi, işverenin sorumluluklarını yerine getirmesine engel teşkil edeceği için de “haklı fesih” yolu açılabilir. Aynı şekilde, iş sağlığını ve güvenliğini sağlamaması durumunda diğer işçiler de işverene karşı “haklı fesih” hakkını kullanabilir. Tazminat talep ederek işten ayrılabilir.

 

İK Magazin

İK Magazin İş Dünyası İnsan Kaynakları Haber İçerik Platformu

İLGİLİ İÇERİKLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu