İK Blog

İş yerinde Doğruluk ve Bağlılığa Uymayan Eylemler Haklı Fesih Nedeni

Çalışan ve işveren arasındaki ilişki, sadece iş sözleşmesinde belirtilen işlerin yapılmasının ötesinde, karşılıklı dürüstlük ve güvene dayanan bir bağ. Bu bağın temelini oluşturan dürüstlük ve bağlılık ilkelerinin ihlal edilmesi, kurumsal kültürün zayıflamasına ve bunun sonucunda şirket operasyonlarını derinden etkileyebilecek ihmallerin veya suistimal vakalarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Çalışanlar ve işverenler arasındaki ilişkinin doğası gereği, çalışanların görev ve sorumluluklarını yerine getirirken şirket menfaatlerini gözeterek hareket etmeleri bekleniyor. Bu beklentinin temelinde yatan dürüstlük ve bağlılık ilkeleri ihlal edildiğinde ise şirket içi iletişimin bozulduğu, kendini tekrar eden hataların veya ihmallerin arttığı ve suistimal vakalarının ortaya çıktığı gözlemleniyor.

KPMG Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı Oytun Önder, çalışanların dürüstlük ve bağlılığa uymayan eylemlerine ilişkin yaptığı açıklamada, dürüstlük ve bağlılık ihlalinin ne anlama geldiğini şu sözlerle açıkladı: “Ülkemizde ve dünyadaki diğer iş hukuku düzenlemelerinde dürüstlük ve bağlılığın ihlal edilmesi çalışan adına önemli bir kusur olarak ele alınıyor. Türk İş Kanunu’nun 25’inci maddesi uyarınca doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemler işverenin haklı nedenle fesih hakkını doğuran bir durum olarak tanımlanmış, hırsızlık, cinsel taciz, işverenin ticari sırlarının ifşa edilmesi, görev ve sorumluluklara ilişkin bulundurulması gereken vasıflar ve şartlarla ilişkin yanıltıcı beyanda bulunulması, görevin kötüye kullanılması gibi ihlallerle örneklendirilmiştir. Verilen bazı örneklerle ilgili tanımlar ve sınırlar çok net olmakla birlikte ilgili kanun maddesinde de belirtildiği üzere dürüstlük ve bağlılığa ilişkin ihlaller bu örneklerle sınırlı değil. Bu nedenle dürüstlük ve bağlılığa uymayan eylemlerin doğru yorumlanabilmesine yönelik önemli bir ihtiyaç oluşuyor.”

“Suistimal vakaları akla ilk gelen ihlaller”
Dürüstlük ve bağlılık ilkelerine ilişkin ihlaller ele alındığında ilk olarak suistimal vakalarının akla geldiğini söyleyen Önder, “Suistimal vakaları birbirinden farklı suç ve etik ihlal unsurları içerdiğinden farklı hukuk sistemlerinde farklı şekillerde değerlendirilse de çalışan ve işveren arasındaki dürüstlük ve bağlılık açısından değerlendirildiğinde iki unsur ön plana çıkıyor: kasıt ve kişisel fayda. Kasıt unsuru hukuki açıdan çalışanın bilinçli bir şekilde yanıltıcı davrandığı durumları ifade eder. Bu doğrultuda kasıt unsuru bir suistimal vakası ile münferit bir hatayı birbirinden ayıran en önemli bileşen olup dürüstlük ve bağlılık unsurlarını ortadan kaldırır. Bağlılık ilkesi kapsamında çalışanların görev ve sorumluluklarını şirket menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirmeleri beklense de suistimal vakalarında çalışanların şirket menfaatlerinden ziyade kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri, bu doğrultuda şirketi zarara uğrattıkları veya bir fırsat maliyeti yarattıkları gözlemleniyor.” dedi.

Kentsel Dönüşüm

İK Magazin

İK Magazin.com üzerinde yer alan varsayılan yöneticidir. Mail: info@ikmagazin.com

İLGİLİ İÇERİKLER

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu