
İş dünyasında çalışan beklentilerinin hızla değişmesi, insan kaynakları literatürüne her geçen gün yeni kavramlar kazandırıyor. Hushed Hybrid (sessiz hibrit), Resenteeism (zihinsel kopuş), Task Masking (meşgul görünme) ve Boreout (işte anlamsızlık hissi) gibi kavramlar, yalnızca yeni çalışma alışkanlıklarını değil, aynı zamanda çalışan bağlılığındaki dönüşümü de gözler önüne seriyor.
Gallup’un State of the Global Workplace raporuna göre çalışan bağlılığı dünya genelinde yüzde 21, Türkiye’de ise yüzde 10 seviyesinde bulunuyor. Raporda düşük çalışan bağlılığının küresel ekonomiye yıllık yaklaşık 438 milyar dolarlık maliyet oluşturduğu belirtilirken, uzmanlar bu tabloyu iş yaşamında yaşanan yapısal dönüşümün önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriyor.
Görünür olma baskısı “meşgul görünme” davranışını artırıyor
Pandemi sonrası dönemde birçok şirketin yeniden ofise dönüş politikalarını uygulamaya başlamasıyla birlikte çalışan davranışlarında da dikkat çekici değişimler yaşanıyor. Bunlardan biri olan Task Masking, çalışanların üretken olmaktan çok sürekli çalışıyor görünmeye odaklanmasını ifade ediyor.
Araştırmalar, çalışanların önemli bir bölümünün uzaktan çalışırken daha verimli hissetmesine rağmen ofiste sürekli görünür olma baskısı yaşadığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu durum yalnızca performansı değil, çalışanların haftaya kaygıyla başlamasını ifade eden “Sunday Scaries” gibi psikolojik etkileri de beraberinde getiriyor.
Sessiz hibrit uygulamaları yeni tartışmaları beraberinde getiriyor
İş dünyasında dikkat çeken bir diğer kavram ise Hushed Hybrid. Bazı yöneticilerin, şirket politikaları tam anlamıyla esnek çalışmaya izin vermese bile ekiplerine gayriresmî esneklik sağlaması olarak tanımlanan bu yaklaşımın, kısa vadede çalışan memnuniyetini artırırken uzun vadede ekipler arasında adalet ve şeffaflık algısını zedeleyebileceği değerlendiriliyor.
Zihinsel kopuş ve anlamsızlık hissi öne çıkıyor
Çalışan bağlılığını tehdit eden kavramlardan biri olan Resenteeism, çalışanın fiziksel olarak işinin başında olmasına rağmen zihinsel olarak kurumdan kopmasını ifade ediyor. Ekonomik belirsizlikler veya iş güvencesi kaygısıyla işten ayrılmayan ancak minimum çabayla çalışan kişilerin sayısının arttığına dikkat çekiliyor.
Öte yandan Boreout ise tükenmişlik sendromunun tersine, yoğun iş yükünden değil; işin anlamsızlaşması, gelişim fırsatlarının sınırlı kalması veya çalışanın potansiyelini kullanamaması nedeniyle ortaya çıkıyor. Uzmanlar, uzun süre devam eden boreout durumunun motivasyon kaybı ve kurumsal bağlılıkta ciddi düşüşlere neden olabileceğini belirtiyor.
Duygusal maaş kavramı önem kazanıyor
İnsan kaynakları gündeminde öne çıkan bir diğer başlık ise “Emotional Salary” (Duygusal Maaş). Maddi ücretin ötesinde; takdir edilme, psikolojik güvenlik, esneklik, aidiyet hissi ve yapılan işte anlam bulma gibi unsurları kapsayan bu yaklaşımın özellikle genç kuşak çalışanlar açısından giderek daha belirleyici hale geldiği ifade ediliyor.
Çalışan deneyimi alanında yapılan araştırmalar da takdir edilme ve değer görmenin bağlılığı artıran en önemli unsurlar arasında yer aldığını gösteriyor.
“Çalışan deneyimi artık yalnızca yan haklardan ibaret değil”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Edenred Türkiye CHRO’su İpek Baylav, çalışan beklentilerindeki dönüşümün kurumların insan yönetimi anlayışını yeniden şekillendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Çalışanlar artık yalnızca maddi karşılık değil; güven, esneklik, takdir edilme ve gerçekten duyulduklarını hissetmek istiyor. Bu nedenle çalışan deneyimini düzenli olarak ölçmek, geri bildirimleri aksiyona dönüştürmek ve değişen beklentilere uyum sağlayan uygulamalar geliştirmek her zamankinden daha önemli hale geldi. Çalışan bağlılığını güçlendiren kurumların değişen iş dünyasına daha hızlı uyum sağlayacağına inanıyoruz.”
Uzmanlara göre çalışan bağlılığını artırmak isteyen kurumların yalnızca ücret ve yan haklara odaklanması yeterli olmuyor. Şeffaf iletişim, gelişim fırsatları, esnek çalışma modelleri, güçlü liderlik ve çalışanların sesini duyan kurum kültürü, yeni dönemin en kritik rekabet unsurları arasında gösteriliyor.







