
Google’da uzun süredir işe alım süreçlerinde kullanılan “Googleyness” kavramı, son dönemde şirket içinde daha net bir çerçeveye kavuşturuluyor. Şirket yönetimi tarafından çalışanlarla yapılan toplantılarda, kavramın zamanla farklı anlamlara çekildiği ve bu nedenle daha somut hale getirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Güncel açıklamalara göre yeni yaklaşım, çalışan profilinden çok davranış ve çalışma biçimine odaklanıyor.
Yeni çerçevede “Googleyness”, belirli bir kişilik tipini tarif etmekten ziyade çalışma prensiplerini anlatan bir yapı olarak ele alınıyor. Şirketin beklentileri; kurum hedeflerine odaklanma, kullanıcıya değer üreten çözümler geliştirme, sorumluluk alarak risk yönetimi yapma, sınırlı kaynaklarla çözüm üretme ve ekip işbirliğine katkı sağlama gibi başlıklarda toplanıyor. Böylece aday değerlendirmelerinde yalnızca teknik yeterlilik değil, çalışma tarzı ve karar alma yaklaşımı da dikkate alınıyor.
Google’ın Adaylarda Aradığı Davranışlar
Yaklaşım, aday değerlendirmesinde öne çıkan davranışları pratikte beş ana başlık altında topluyor:
Misyon odağı: Adayın kararlarını bireysel tercihlerden çok ürünün ve şirket hedefinin etkisine göre şekillendirmesi bekleniyor.
Faydalı çıktı üretme: Yapılan işin teknik doğruluğundan öte kullanıcıya gerçek bir değer sağlaması önemseniyor.
Cesur ama sorumlu hareket: Risk alabilen ancak güvenlik, etik ve sonuç sorumluluğunu birlikte değerlendiren yaklaşım tercih ediliyor.
Verimli ve çözüm odaklı çalışma (“scrappy” yaklaşım): Sınırlı kaynaklarla ilerleyebilme, hızlı çözüm geliştirme ve gereksiz karmaşıklıktan kaçınma bekleniyor.
Ekip odağı: Bireysel başarıdan çok ortak sonuca katkı, işbirliği ve geri bildirimle çalışma becerisi öne çıkıyor.
İlginç Sorulardan Davranış Odaklı Değerlendirmeye
Google’ın işe alım süreçleri geçmişte farklı bir yaklaşımla biliniyordu. Şirket, uzun yıllar mülakatlarda adayın analitik düşünme biçimini anlamak amacıyla alışılmışın dışında sorular sormasıyla gündeme gelmişti. “Bir şehirde kaç piyano akortçusu vardır?”, “Bir otobüse kaç golf topu sığar?” veya “Belirsiz verilerle bir problemi nasıl tahmin edersin?” gibi örnekler, adayın doğru cevabı bilmesinden çok akıl yürütme biçimini görmeye yönelikti.
Ancak zamanla bu tür soruların iş performansını öngörmede sınırlı kaldığı görülünce yaklaşım değişti. Günümüzde şirket, tek seferlik doğru cevaplardan çok adayın problem çözme sürecini nasıl yapılandırdığına, belirsizlik karşısındaki tutumuna ve ekip içinde nasıl çalıştığına odaklanıyor. Bu nedenle mülakatlarda artık teorik bilmecelerden ziyade gerçek iş senaryoları, sistem tasarımı tartışmaları ve davranışsal değerlendirme soruları öne çıkıyor.
Son dönemde öne çıkan bir diğer değişiklik ise mülakat sürecinde yüz yüze görüşmelerin yeniden artırılması oluyor. Şirket, çevrim içi görüşmelerde yapay zeka araçlarının kullanımıyla ortaya çıkabilecek belirsizlikleri azaltmak ve adayın temel becerilerini daha sağlıklı değerlendirmek amacıyla en az bir görüşmeyi fiziksel ortamda gerçekleştirmeyi tercih ediyor.
Güncel tablo, Google’ın işe alım yaklaşımında davranışsal değerlendirmeyi koruduğunu ancak bunu daha açık ve ölçülebilir kriterlerle tanımlamaya çalıştığını gösteriyor. Bu kapsamda adayların teknik bilgi kadar çalışma alışkanlıkları, iletişim biçimi ve işbirliği yaklaşımı da değerlendirme sürecinin önemli bir parçası haline geliyor.
Şirketin son düzenlemeleri, teknoloji sektöründe işe alım süreçlerinin yalnızca teknik bilgi üzerinden değil, çalışma alışkanlıkları ve ekip çalışması becerileri üzerinden de şekillendiği yeni dönemin bir göstergesi olarak görülüyor.







