
Kariyerine insan kaynaklarında başlayan Teresa Johnson, bugün dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren seramik boyama franchise markası Color Me Mine’ın CEO’su olarak görev yapıyor. Yaklaşık 20 yıl önce kredi kartıyla satın aldığı küçük bir stüdyoyla başlayan bu yolculuk, girişimcilik cesareti ile insan odaklı liderlik anlayışını bir araya getiren örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Johnson, 2006 yılında kızıyla birlikte sık sık ziyaret ettiği bir seramik boyama stüdyosunun satılık olduğunu öğrenince yaklaşık 25 bin dolarlık satın alma bedelini kredi kartıyla karşılayarak işletmeyi devraldı. Girişimcilik deneyimi bulunmayan Johnson, o dönemde bu kararı hem yeni bir iş kurma hem de işletme yönetmeyi öğrenme fırsatı olarak değerlendirdi.
İlk stüdyonun ardından ikinci bir şube açan Johnson, franchise danışma kurulunda ve yönetim kurulunda görev aldı. Daha sonra şirket ortakları arasına katılan Johnson, bugün Color Me Mine’ın CEO’su olarak görev yapıyor.
Johnson’ın hikayesinde öne çıkan başlıklardan biri ise liderlik anlayışı. Çalışanların yalnızca mevcut görevlerine değil, kişisel ve kariyer hedeflerine de ilgi gösterdiğini anlatan Johnson, ekip üyeleriyle bu hedefler üzerine düzenli olarak konuştuğunu ve kendisini çalışanlarının hayallerini destekleyen bir yönetici olarak tanımladığını ifade ediyor.
Yöneticilerin yalnızca iş sonuçlarına değil, ekip üyelerinin uzun vadeli hedeflerine de eşlik etmesi gerektiğini belirten Johnson, çalışanların potansiyellerini ortaya çıkaran bir liderlik anlayışını benimsediğini aktarıyor. Bu yaklaşım, çalışan gelişimi ve liderlik üzerine yürütülen güncel tartışmalarda öne çıkan örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.







