
Son dönemde artan ekonomik belirsizlik ve enflasyon baskısı, çalışanların 2026’ya dair beklentilerini şekillendiriyor. Yayımlanan son raporlar, çalışanların yeni yılda net bir şekilde maddi güvence aradığını gösteriyor.
Verilere göre çalışanların yüzde 73’ü, 2026 için en temel önceliklerinin maaş artışı olduğunu belirtiyor. yüzde 58’i ise mevcut maaşlarının enflasyon karşısında değer kaybettiği görüşünde. Buna rağmen çalışanların büyük bölümü iş değişikliğine sıcak bakmıyor; yüzde 57’si yeni yılda iş aramayı düşünmüyor ve yüzde 40’ı iş piyasasının daha da zayıflayacağını tahmin ediyor.
Raporlarda dikkat çeken bir diğer başlık ise iş kaybı ve teknoloji etkisi. Çalışanların yarısından fazlası 2026’da işten çıkarmaların artmasını beklerken, aynı zamanda yapay zekâ kullanımının sektörlerinde orta düzeyde iş kaybına yol açacağını öngörüyor.
Tüm bu tabloya tükenmişlik sorunu da eşlik ediyor. Çalışanların üçte biri, geçen yıla kıyasla daha fazla tükenmişlik yaşadığını ifade ederken, yüzde 40’ı, ruh sağlığı ve tükenmişliğin maaş kaygısından sonra en önemli mesele hâline geldiğini söylüyor. Bu durum, ek gelir arayışını güçlendiriyor: Çalışanların yüzde 32’sinin ek iş yaptığı, yüzde 20’sinin ise geçici işleri kalıcı gelir kaynağına dönüştürdüğü raporda yer alıyor.
Ofise dönüş politikasında da fark edilir bir hareketlilik var. Çalışanların yarısı, işverenlerinin haftada beş günlük ofis sistemine geçtiğini söylerken, üçte biri bu modeli talep eden işverenlere başvurmayacağını ifade ediyor. Öte yandan şirketlerin çeşitlilik ve kapsayıcılık politikaları, adayların tercihleri üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor; başvurucuların yüzde 37’si, güçlü DEI politikası bulunmayan şirketlerden uzak durduğunu belirtiyor.
Yapay zekâ tarafında ise karışık duygular ön planda. Çalışanların yüzde 49’u, yapay zekânın iş rollerini dönüştürmesinden veya sektörlerini sarsmasından endişe duyduğunu ifade ediyor.
Raporlar genel olarak işgücü tarafında belirsizliğin günlük hayatın doğal bir parçası olarak kabul edilmeye başlandığını, buna karşılık finansal ve psikolojik güvenlik ihtiyacının her zamankinden daha belirgin hâle geldiğini gösteriyor.







