Maaş Zamları Eski Çalışanlarla Yeni Çalışanlar Arasında Nasıl Bir Tutarsızlık Yaratacak?

Yeni işe alınanlar ve mevcut çalışanlar arasındaki maaş tutarsızlığı arttıkça şirketleri ne gibi sorunlar bekliyor?

Artış hızı yavaşlıyor olsa da enflasyonun geçen yılki yükselişi barınma, market alışverişi, benzin ve sağlık giderleri dahil olmak üzere daha fazla harcama yapmak zorunda kalan işgücünü açıkça çok etkiledi. Çalışanlar, maaşlarının enflasyondaki tırmanışa ayak uyduramadığını ve mali streslerinin arttığını söylüyor. CEO maaşları birçok ülkede pandemi öncesi seviyelere geldi. Çalışanların çoğunluğu için ise yüksek enflasyon artık ücretlerinin gerçek değerini istikrarlı bir düşürüyor. Çalışanlar için yaşam maliyeti krizi, modası geçmiş bir siyasi slogan değil, hayatın bir gerçeği!

Yeni işe alınanların ücretlerini artırmak, mevcut çalışanlar için ne anlama geliyor?

Şirketler için bir yandan yeteneği çekme ve elde tutma mücadelesi sürerken diğer yandan enflasyon yüksek olmaya devam ederken finansal stresten mustarip olan mevcut çalışanlar, bir çıkış yolu arıyor. Şirketler, yeni işe alınanlar için asgari ücret, enflasyon ve yetenek açığı nedeniyle maaşları artırıyor. İşe alım yetkilileri, başlangıç ​​maaşlarının ve ücretlerin şu anda normalden daha yüksek olduğunu söylüyor. Yeni işe alınanların ücretinin normalden yüksek olması, kadrolu çalışanları rahatsız ediyor. İşe alım yetkilileri, bu durumun mevcut çalışanların zam istemesiyle veya son 12 ay içinde yeni işe alınanla maaş tutarsızlığı yaşaması nedeniyle işi bırakma tehdidiyle sonuçlandığını belirtiyor. Enflasyonun satın alma gücünü azaltması, yeni işe alınanların daha yüksek ücretler alması, kadrolu çalışanların gerginliğini, mali stresini ve kaygısını artırıyor.

Çalışanlar iş değiştirerek ücret artışından etkilenmemeye çalışıyor

Şirketlerin yeni işe alınanlara daha fazla ödeme yapmak zorunda kalması, mevcut çalışanlarla ücret farklılıklarına neden oluyor. Mevcut çalışanlar, maaş tutarsızlığını öğrendiklerinde her zaman istedikleri zammı alamadıkları için yeni işe alınanlara daha fazla para teklif eden başka bir yere gitmek için işlerini bırakıyor. Aslında daha iyi ödeme fırsatları arayan çalışanlar, bir kısır döngü başlatıyor.

Çözüm için neler yapılabilir?

Yeni ve mevcut çalışanlar arasındaki göze batan tutarsızlıkları belirlemek için ücretlendirmeyi sık sık denetlemek gerekiyor. Her durumda maaş artışı yapılamayacak, her tutarsızlık düzeltilemeyecek olsa da en azından en kötü durumlarda açığı kapatma yoluna gidilebilir. Şayet işverenlerin bir ücret tutarsızlığını giderecek bütçeleri yoksa, çalışanlara farklı faydalar sağlayarak, ödüllendirmeler yaparak telafi imkânı sağlanabilir. Hiçbir şey yapmamanın bir riski olduğu göz ardı edilmemelidir. Ücret tutarsızlıklarıyla ilgili endişeler giderilmedikçe, mevcut çalışanlar eninde sonunda başka yerlerde daha fazla para kazanabileceklerini bilirler. Son olarak şirketler, riskli yaklaşımı yani beklemeyi benimseyebilir. İş piyasası şu anda hareketli ancak yaklaşmakta olan bir durgunluk, maaş müzakerelerini işverenlerin lehine çevirebilir. Bu da ücret baskılarının azalmasına neden olabilir.

Verimlilik enflasyon ve çözüm için neden önemli?

Verimlilik önemlidir. Çünkü, bir işgücü daha üretken olduğunda, birim başına daha düşük maliyetle daha fazla mal ve hizmet üretir. Bu da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturur.

Çalışanlar, ücret eşitliğine her zamankinden daha fazla odaklanıyor

Mesele sadece ücret artışı da değil; çalışanlar eşit işe eşit ücret talep ediyor. İşverenler ücretlendirme stratejilerini yeniden yapılandırırken veya yeni fırsatlar arayan çalışanları riske atarken bu ödeme şeffaflığını göz önünde bulundurmalı. Maaş artışı bütçelerindeki hızlı artış, günümüzün değişken ekonomik ortamıyla birleştiğinde, insan kaynakları profesyonelleri verilerden daha fazla yararlanmalı ve 2023 ücret bütçesi önerilerini formüle ederken CFO’larla müzakere ederken stratejik düşünmeli.

Güç dengesizlikleri giderilmeli

Düşük reel maaşları sağlamlaştıran güç dengesizliklerini gidermezsek sürdürülebilir ve sadece birkaç kişinin değil herkesin çıkarına çalışan bir ekonomiyi güvence altına alamayız.  Bu da enflasyona ve aslında daha genel olarak ekonomiye yönelik politikaların yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Çalışanların pazarlık gücünü geri kazanmak, radikal reformları zorunlu kılıyor. Kurumsal yönetişim yapılarının yeniden tasarlanması, sendika gücünün güçlendirilmesi gibi…

Financial Times’tan Rana Foroohar diyor ki; “Ücret artışlarının enflasyona ayak uyduramaması, politika yapıcılar ve iş dünyası liderleri için büyük bir zorluk yaratıyor. Artan enflasyona yanıt olarak şirketler tüketiciler için fiyatları artırırken “shrinkflasyon” uyguluyor: oteller, restoranlar ve havaalanları gibi yerlerde hem ürün boyutlarını hem de hizmet kalitesini düşürüyor. Ayrıca ücret enflasyonunu dengelemek için teknolojiye normalden daha yüksek oranlarda yatırım yapıyor.

ILO’ya göre bu yıl, yüksek gelirli ülkelerde verimlilik artışı ile reel ücret artışı arasında 1999’dan beri kaydedilen en büyük farkı gösteriyor. İnsanlar daha çok ve daha iyi çalışıyor. Ancak çabalarından geçmişte olduğu kadar çok parasal fayda görmüyorlar.
Bu bizi önemli bir gerçeğe ulaşıyor. Mal ve hizmet enflasyonu sadece son birkaç yıldır yükseliyor. Ancak son birkaç on yılda varlık fiyatları da dahil olmak üzere diğer alanlarda bol miktarda enflasyon yaşadık. Para politikası her şeyde balonu körüklerken ve merkez bankacıları artık enflasyonu bastırmak zorundayken, işgücü piyasalarında gerçekten bozulan şeyi düzeltecek araçlarının olmaması acı bir ironi.”

Rana Foroohar’a katılmamak mümkün mü?

Canan Duman 

Stratejik Yönetim Danışmanı I Eğitmen I Yazar 

Kentsel Dönüşüm

İK Magazin

İK Magazin.com üzerinde yer alan varsayılan yöneticidir. Mail: [email protected]

İLGİLİ İÇERİKLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu