
Bir işçinin iş kazası sonucu açtığı tazminat davası tam 10 yıl sonra sonuçlandı. Mahkeme ’empati kurulmalı’ diyerek işvereni tazminata mahkum etti. Bu karar aynı zamanda emsal bir karar olarak kayıtlara geçti.
Davalı Davanın Reddini İstedi
Çalıştığı iş yerinde, yemek molasında zeminin çökmesiyle yaralanan işçinin ayağı ve kalçası kırıldı. Yaralı işçiye daimi iş göremez raporu verildi. Bunun üzerine işçi İstanbul 1. İş Mahkemesi’ne 40 bin liralık manevi tazminat ile 100 liralık maddi tazminat davası açtı. Ancak favalı işveren avukatı kazanın iş kazası olmadığını, işverenin çalışanların yemeğini kendisinin tedarik ettiğini ve yemeklerin güvenli bir yerde yenildiğini, ancak davacının bir vatandaşın minnet duygusuyla işçilere söylediği yemeği yerken kendi davranışı sonucu kazaya maruz kaldığını iddia etti. Bu bakımdan müvekkilinin kusurunun bulunmadığını söyleyerek davanın reddini istedi.
Yargıtay Tazminat Kararını Bozdu
Mahkeme olayın işvereninin sağlık ve güvenlik önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı gerekçesiyle 20 bin TL manevi tazminatın olay tarihinde işleyecek kanuni faiziyle birlikte tahsiline karar verdi. Temyize giden dava Yargıtay tarafından, 20 bin liralık manevi tazminatın çok olduğu gerekçesiyle bozuldu.
Mahkemeden 3. Kez Tazminat Kararı Çıktı
Mahkeme tarafından tekrar görülen davada verilen 15 bin liralık tazminat kararını da Yargıtay’ın bozması üzerine davayı üçüncü kez değerlendiren İstanbul 1. İş Mahkemesi emsal bir karara imza attı. ‘Empati kurulmalı’ mesajı veren mahkeme, 15 bin liralık manevi tazminat kararında direndi. Temyiz edilen kararda bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Manevi tazminat miktarının fazla olup olmadığını tartışan Genel Kurul üyeleri kendisini mağdur işçinin yerine koyan hakimin kararını oy çokluğu ile onadı.







