İK Blog

Şirketiniz Sizi İzlerken Verileriniz Başka Şirketlere de Gidiyor Olabilir

Çalışanın ne zaman işe başladığını, hangi internet sayfalarını ziyaret ettiğini veya çalışma saatleri içindeki hareketlerini takip eden yazılımlar uzun süredir tartışılıyor. Yeni bir araştırma ise konuyu başka bir boyuta taşıyor: Çalışan hakkında toplanan bazı bilgiler yalnızca işverenin elinde kalmıyor, üçüncü taraf şirketlere de aktarılabiliyor.

Northeastern University, Vanderbilt University, UC Berkeley ve Columbia Law School bağlantılı araştırmacılar, yaygın kullanılan dokuz çalışan izleme platformunun veri akışlarını teknik olarak inceledi. Araştırmacılar hem işveren hem çalışan hesapları oluşturarak uygulamaların hangi bilgileri dışarı gönderdiğini takip etti.

İncelenen 9 platformun tamamında veri paylaşımı tespit edildi

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, incelenen dokuz platformun tamamının çalışanları tanımlayabilecek bazı bilgileri üçüncü taraflara aktarması oldu.

Araştırmacılar ad, e-posta adresi ve çalışılan şirket gibi bilgilerin aktarıldığı 121 veri paylaşımı örneği tespit etti. Verilerin ulaştığı şirketler arasında Meta, Google, Microsoft ve reklam teknolojisi şirketleri de bulunuyor.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Araştırma, bu şirketlerin söz konusu verileri çalışanlar hakkında karar vermek veya reklam göstermek amacıyla kullandığını ortaya koymuyor. Bulguların gösterdiği şey, çalışan izleme platformlarından üçüncü taraflara veri aktarımının gerçekleşmesi.

Yalnızca isim ve e-posta değil

Aktarılan bilgiler kişisel tanımlayıcılarla da sınırlı değil. Araştırmada IP adresi, cihaz bilgileri, ziyaret edilen internet sayfaları ve çevrim içi faaliyetlere ilişkin çeşitli bilgilerin üçüncü taraf sistemlere gönderildiği belirlendi.

Araştırmacılar bu verilerin ulaştığı 145 farklı üçüncü taraf alan adı tespit etti. Üç platformda ise uygulama arka planda çalışırken çalışanın konumuna erişebilecek özellikler bulunduğu bildirildi.

Çalışan verilerinin nereye gittiğini biliyor mu?

İK açısından en önemli sorulardan biri burada ortaya çıkıyor. İncelenen dokuz platformdan yalnızca ikisinin gizlilik politikasında veri paylaşılabilecek belirli üçüncü taraf şirketlerin isimlerine yer verdiği belirtildi. Araştırmacılara göre bu açıklamalar bile testlerde tespit edilen tüm veri akışlarını kapsamıyordu.

Üstelik mesele yalnızca çalışanları ilgilendirmiyor. Kaydedilen 121 veri paylaşımı örneğinin 76’sında yönetici hesaplarına ait bilgilerin de üçüncü taraflara aktarıldığı tespit edildi.

Dolayısıyla soru artık yalnızca “Şirket çalışanını izlemeli mi?” değil:

Çalışanı izlemek için kullanılan yazılım, topladığı verilerle ne yapıyor ve bu veriler kimlere ulaşıyor?

Çalışan takibi aynı zamanda bir güven meselesi

Şirketler bu sistemleri çalışma saatlerini kaydetmek, uzaktan çalışan ekipleri yönetmek veya verimliliği ölçmek gibi amaçlarla kullanabiliyor. Ancak bir şirket çalışan izleme yazılımı seçtiğinde yalnızca bir teknoloji sağlayıcısı seçmiş olmuyor; çalışanlarının bilgilerinin hangi sistemlerden geçeceğine ilişkin de bir karar vermiş oluyor.

Bu nedenle çalışan takibi artık yalnızca performans ve verimlilik konusu değil; aynı zamanda şeffaflık, veri güvenliği, çalışan mahremiyeti ve güven meselesi.

Araştırmanın ortaya çıkardığı temel soru ise oldukça basit: Çalışan, şirketinin kendisini izlediğini biliyor olabilir. Peki onu izleyen yazılımın verilerini başka şirketlere aktarabildiğini de biliyor mu?

Kentsel Dönüşüm

Editör

İnsan Kaynakları İçerikleri mail: editor@ikmagazin.com

İLGİLİ İÇERİKLER

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu